|
Nostalji |
|
|
|
Bu yazıyı gönderen: Ömer CELEP
|
|
Cumartesi, 29 Mart 2008 |
 Ömer Celep
30 Mart 2008 Nostalji kelimesi herkes için farklı şey çağrıştırır. Yirmi yaşındaki bir delikanlı için nostaljik olan şey, seksen yaşındaki birisi için modern sayılır. Ama ben bu gün kendi nostaljimizi yaşadım. Bu nostaljik olay yeni kuşak için belki hiçbir şey ifade etmez ama, bizim kuşak için oldukça keyifli sayılabilecek bir olgu olduğunu düşünerek sizlerle paylaşmaya karar verdim. Toprak altında ölmeye mahkum çekirdeğin doğum sancılarının yaşandığı günlerdendi bu gün. Yeşilırmak kenarına serpiştirilmiş söğüt ağaçlarının gövdelerindeki yapraklar henüz bir kaç günlük. Yeşertisi bile zar zor seçilebiliyor. İlk baharın taze bulutları biriktirdiği suları yağmur danesi olarak boşaltmaya zemin ararken, düldülün direksiyonunu Taşova’ya kırıyorum. Tam köprüden geçerken telefonum çalıyor. Öbür ucundaki ses, Aydın Zekai Kıymet. Hiçbir şey söylemeden, hatta hal-hatır bile sormadan; -Dumanın tüttüğü yere gel. Parola gibi bir ifade. Çöz çözebilirsen. Aslında bu ifade, Aydın Abi’yi bilmeyenler için “Parola” sayılır benim için böyle bir muamma söz konusu değil. Bu, bana göre çok açık ve hiç sormadan bulunabilecek bir adresti. Düldüle “Yürü” bakalım dedim ve beni üç dakika sonra, “Mahalleli Buluşuyor” noktasına getirdi. Dar sokağın yüksekçe kısmında, evet duman tütüyordu. Düldülden indikten sonra, sokağa açılan eski model ahşap kapıyı aralıyorum ve oldukça aşınmış beton merdivenlerden on iki basamak çıktıktan sonra, Emekli öğretmen Hasan Öztürk (Hasancan) ve Aydın Zekai Kıymet abi’yi görüyorum. Beni çok samimi eski dostlar gibi karşılıyorlar. Kırk metrekarelik çiftliklerinde neler yok ki? Bir yaşında meyve fidanları, bu fidanlar arasına serpiştirilmiş, maydanoz, yeşil soğan, roka ve diğer yeşillikler. Bir taraftan ahşap iskelete nakışlandırılmış kerpiç yapılı bir ev. Bir taraftan bu evin merdiveni önüne derme çatma birkaç tuğla üzerine oturtulmuş, et pişirme amaçlı daracık bir ocak. Bir tarafta da, bu nostaljik görünümle kavgalı konumda olan pilastik masa ve sandalyeler. Eksiksiz bir nezaket örneği göstererek, beni bu modern masaya oturtuyorlar. Hemen karşımda bir semaver. Tepesinden çıkan duman, sokaktan geçenleri davet edercesine kıvrım kıvrım yükseliyor bahar bulutlarına doğru. Aydın Abi ocağın başında et pişirmekle meşgulken, alışkın kediler birer ikişer ziyarete başlıyorlar. Çok alışkın olmalı ki, bize uğramadan hepsi de Aydın Abinin ayaklarına dolaşıyor. Belli ki bizden, kendilerine bir hayır yok. Onların bu ziyaretlerinin muhabbetini yaparken,merdivenden, Taşova’mızın ilk bayan terzisi olan Nazım Abi (Nazım Caba) görünüyor. Onu ayakta karşılayarak, özel bir yer hazırlayıp oraya oturtuyoruz. Bizim bu davranışımıza Nazım Abi, tabiatında var olan kibarlığını, görgü ve edep kurallarıyla birleştirerek karşılık veriyor. Bizim kendisine gösterdiğimiz saygıya,Örnek bir tavır ve ince bir uslüple mukabele ediyor. Aydın Abinin pişirdiklerini biz, utanmaz hazırcılar cingözlüğü içinde yiyoruz. Yedikten sonra da Rahmetli Adil Emmiye dualar ediyoruz. Eh ne yapalım… Aydın abinin hizmetini gördük, hazır etini de yedik, bari dua edelim. Duanın sermayesi yok ya… Aydın ABİ!... Sen bize her gün böyle bir bakım yap biz sana her gün dua ederiz. Ama senin yaptığın sermayeli bizim ki sermayesiz. Ama itiraf etmeliyim. Bu sırada o sokağı ve o sokakta olan bitenleri çok konuştuk. Hatta “MAHALLELİ BULUŞUYOR” etkinliğinin programını bile yaptık. Nostalji iyi oluyor biliyor musunuz? Yüzünüzde hafif de olsa bir tebessüm beliriveriyor.Nostaljinin ne olduğu da önemli değil. Neyin nostaljisi olduğu önemli. Bu yıl yapacağımız “Mahalleli Buluşuyor” etkinliğindeki nostalji, biliyorum ki, yetmiş yaşındakilere yedi yaşındaki günü yaşatacak. Buluşmak ve o günü yaşamak dileğiyle.
|
|
Son Güncelleme ( Pazar, 30 Mart 2008 )
|
|
|
Taşova'da Spor -2- |
|
|
|
Bu yazıyı gönderen: Hasan Öztürk
|
|
Salı, 18 Mart 2008 |
|
Adı Soyadı:Hasan Öztürk Mesleği:Emekli Öğretmen Doğ Yeri:Yerkozlu İkameti:Atakum/Samsun Doğum yılı:1959 İletişim: \n
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Birinci bölümünü tamamladığımız Taşova'da Spor başlıklı yazıya karşı eleştiri yanında çok fazla ilginin olması; bana, bazı ayrıntılara girmemin kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Geçen haftaki yazımda, bazı eksik bıraktığım yada ismini unuttuğum ağabey (Özellikle Hidayet ve Kemal Genç, Ahmet Taş ) ve Yalçın Pulur (kaleci) kardeşlerimin olduğunu; bir kısım sporsever dostlarım sağolsunlar bana hatırlattılar. Bağdat Caddesi ve özellikle Yeşilırmak Mahallesi gençlerinin neden? özellikle Beşiktaş taraftarı olduğu konusunda yaptığım araştırmada; en büyük etkinin Sait Çavuş, Dönemin Beden Öğretmenleri ya da o dönem popüler olan Kaleci Nejmi olduğu görüşünde birleşen Sporseverler oldu.. Kısacası ; bu konu bir türlü aydınlatılamadı.. Yemişen Mahallesindeki ; çocuklar ve gençlerin Fenerli olmasına vesile olan ise; çok sevdiğim ve saydığım; TAŞOVA GENÇLİĞİN 1960 ve 1970 li yıllarındaki unutulmaz kalecisi ŞÜKRÜ SOYAL AĞABEYİMİZ dir. Sırf bugünlerde FENERBAHÇE'YE daha yakın olabilmek için İstanbul'da ikamet ediyor dersem , yalan söylemiş sayılmam herhalde...... 70'li yıllar da , Galatasaray taraftarı ise parmakla sayılacak kadar azdı. Naci Konyar ağabey, bendeniz , Hayati Ulukaya, Fikret Önder, Feridun Taşova , Mehmet Korkmaz, Hamza Caba gibi isimlerden ibaret olan Galatasaray taraftarı Taşova'da bir türlü çoğalma imkanı da bulamamıştır.. 70'li yıllarda Taşova'da kulüp binası olan tek takım Kentspor'un ünlü Kulüp binası ise ; Fuat Uçaş'gile ait olan odunluktu.. O dönem kulüp binası olarak kullanılan odunluk , sonraları ev yokluğundan bazı ailelere kiraya verildiği de araştırmalarım içerisindedir.. Esen İdman Yurdu'nun kurucusu Sabahaddin Günaydın'ın ise; Gürsel Yüksel'in KENTSPORA transferine neden ? izin vermediğini ise anlayabilmiş değilim.. Mahalle Takımlarında oynayan oyuncularımızı şöyle bir hatırlatırsak; Kentspor: Ahmet Günaydın, Ferhat Günaydın, ismail, Mürsel yüksel, Hami, Hasan Öztürk, İdris sayar, Hüseyin Sayar, Fuat, Nihat Bursalı kardeşler Şafak Spor'daki oyuncular: Çetin, Yüksel temiz, metin, Kenan, Ahmet Kıymet, Servet Sakarya,, hayati, Enes, Ramazan Önal(rahmetli) Şimşek spor: Sedat, İsa-Recep önal, süleyman aloğlu, Feridun Taşova..,Ömer Sayan, .. Esen İdman yurdu: Sabahaddin, Ethem (rahmetli)-Ekrem Güven, Aydın, Emin, Bülent Esen, Yağcı kardeşler.. Yeşildirekspor: Kurucusu Halit Pelitli, Metin hallemoğlu, Halis Pelitli,komserin oğlu Ali Osman, Cezmi...vs.. Güneş spor : fikret, Engin, Zekeriya Yağcı, haluk, şaban, mustafa kara,yüksel kara,hamza caba, Selami Sakarya, Mustafa Tanış, Yeşilırmak; Özgür, Celal, Kâni(rahmetli),kenan Önal, Erkan Önder, Hasan Konyar, Aydın, Halis Dincer, Fuat Uçaş... Adnan Yıldırım Yemişen spor : Bahri, Zeki Soyal, Huri, Metin Kılıç, Ahmet taş, Cemal Bayrak, Eyüp Kuru, Mustafa, Necmettin Özcan, gibi isimlerden kurulmuştu. Bu takımların formaları ise; sırt numaraları uyduruk bir şekilde dikilmiş fanilalar dan ibaretti.. Bu takımların maç yaptıkları alanlar ise; şimdilerde Torunlara ait olan tesisin olduğu bölüm, kırık çeşmenin arkasında orman dairesine ait bahçe, ırmak kıyısındaki saha idi. Taşova Gençliğin ilk sahası ise şimdiki İmam Hatip Lisesinin bulunduğu boş arsaydı. Mahalle takımları arasındaki en ilginç maç ise Yeşildirek ile Kentspor arasında oynan ve 8-0 biten maç olmuştu.. Bu maçta yeşildirek kaptanı Metin Hallemoğlu 8 gol atarak Mahalle liginde bir rekora imza atmıştı.. Bu dönemde; Galatasaray taraftarının az olmasına rağmen Taşova Gençliğin ve Taşova Gücünün forma renkleri ise : sarı-kırmızı olarak Taşova tarihine geçmiştir.. Daha sonraları TaşovaSpor mavi-beyaz renkleri ile futbol sahnelerinde boy göstermiş, Osman Keleş ve talebeleri Amasya Amatör ligde üstün başarı göstermiş, yıllarca Amasya Amatör Ligde şampiyon olmuştur. En fazla gruplara giden takım olmasına rağmen, gruplarda arzulanan başarı bir türlü yakalanamamıştır.. Amasya Amatör Ligde, Taşova Spor'un emektarı-başarılı santraforu çocukken Gökmen diye çağırdığımız , FERİDUN TAŞOVA ise, gol kralı olarak lig tarihine adını yazdırmıştır.... Ayrıca, TAŞOVA LİSESİ, LİSELERARASI YAPILAN FUTBOL MÜSABAKALARINDA İKİ KEZ ŞAMPİYON OLMUŞTUR. İLK ŞAMPİYONLUK 1973-1974 YILINDA KAZANILMIŞ OLMASINA RAĞMEN FUAT UÇAŞ VE İDRİS KUŞDİLİN KAÇAK OYNAMASI NEDENİYLE BİRİNCİLİK ELİMİZDEN ALINARAK, 1-0 YENDİĞİMİZ 12 HAZİRAN LİSESİNE VERİLMİŞTİR... Bu takımda yer alan futbolcular ise; Salim temiz, Ferhat günaydın, Hasan Öztürk, Celal keleş, Zeki soyal, Sedat akkaya, Hacı bekirin İlhan, Celal Özdemir, Sadullah Birinci, Özgür Özdemir ve Yüksel Temiz olmuştur.. 70'li yıllarda oynanan maçları ve oyuncuları ile ilgili bazı ilginç olayları , gizli kalmış bilgileri de sizinle paylaşmak istiyorum.. Kalecimiz Kartal İsmet ve Fuat Uçaş , kafa kafaya verirler ve dertleşirler: Kartal İsmet: Yahu! Fuat kimseye söylemezsen sana bir sır vereceğim.. Fuat Uçaş : Söylemem. Sırrın nedir ? Kartal İsmet: Fuatçığım, biliyormusun ? benim sol tarafım hiç yok, yani sol yana hiç atlayamıyorum.. Adam penaltıyı sol tarafa atsa, mutlaka gol oluyor der... Birlikte yıllarca Taşova kalesini koruyan bu ikilinin sırrını ise , Taşova'da bana Fuat anlatmıştı.. Yıllarca seyircimiz kalecimizin bu sırrını bilmeden , sol taraftaki toplara neden atlamadığını anlamadan Setin üzerinde, Kartal İsmetin sol tarafından kolayca yediği golleri seyretmişti.. İkinci ilginç olay ise; Erek spor ile Taşova Gençlik arasındaki maçta yaşandı.. Ortalık mahşer yeri gibi kalabalık.. Maç 3-3 .. Erek spor penaltı kazanmıştı.. Penaltıyı bir ara Göztepeye de giden Halim atacak... kalede Metin Yazgan. .. o vakit ..Kalelerde file falan da yok.. Halim penaltıyı atıyor. Metin koltuk altından kaçırınca, arkadaki seyircilerden biri kalenin içinden ayağı ile çıkarıyor ve o esnada el çabukluğu ile Metin topu yakalıyor.. Hakem ; bunu çakamadığı için orta yuvarlağı göstermiyor.. Gol olduğunu çok iyi bilen Ereksporlular özellikle Halim hakeme uzun uzun itiraz etsede, hakem itirazı kabul etmiyor.. Aslında 4-3 olan maç; hakemin ayakta uyumasıyla birlikte 3-3 berabere bitiyor du.... Evet, değerli dostlarım;karınca-kararınca Taşova'nın futbolu ile ilgili geçmişte bir gezinti yapalım istedim.. Bu yazımda elbette unuttuğum isimler olabilir.. Kimse darılmasın-gücenmesin.. Ayrıca; bu yazıyı yazarken, bilgisine başvurduğum değerli dostlarım ve ağabeylerime ; özellikle Taşova'da hem futbolu hemde amigoluğuyla tarihe geçecek olan Sait Çavuşuma, Osman Keleş, Naci Konyar, Aydın Zekai Kıymet, Ahmet Pınar ağabeylerime, Fuat Uçaş'a, Özgür Özdemir'e, Feridun Taşova'ya, Sabahaddin Günaydın'a, Metin Hallemoğlu'na, Adnan Yıldırım'a, İdris Sayar ve İsa Önal, Tevfik Öztürk kardeşlerime teşekkür ediyorum.... HASAN ÖZTÜRK
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 20 Mart 2008 )
|
|
|
Kesk Musanın Kahvesi -10- |
|
|
|
Bu yazıyı gönderen: Ömer CELEP
|
|
Salı, 04 Mart 2008 |
|

Ömer Celep ÇAYDİBİ’İNDE BİR MEKAN KESİK MUSA’NIN KAHVESİ -10- Ara sıra ben de katılırdım aralarına. Ama kabul etmem lazım ki beni daha çok ya ihtiyaçları olduğu ya da “hani ayıp olmasın, zaman zaman bizi emeği geçiyor” kabilinden çağırırlardı. Çoğunlukla gezmeye; pikniktir, balık avıdır veya herhangi bir yerde güreş müsabakaları gibi yerlere gitmeyi genelde ben teklif ederdim. Teklif benden olduğu için de ekonomik yükün ağırlığını genelde ben çekerdim. Bunun farkındaydım ama buna hep razı olurdum. Çünkü bu ekibin muhabbetini seviyordum ve mutluyduk hep birlikte. Birbirlerimizin iyi kötü günlerini paylaşıyorduk. Hele zaman zaman ırmak Yeşilırmak’tan tuttuğumuz balık ziyafetlerinde söylediğimiz yöre türküleri, yaptığımız soğuk sıcak şakalar, espriler… Bunların her birilerini yazmak mümkündeğil… Bu ekipten Muhtar Ahmet’in oğlunun düğününde hep beraberiz. Ekip tam takım orda. Bu ekibe köyde imrenmeyen, bu grubun içine girmeyi arzulamayan hemen hemen yok gibi. Düğün sırasında ekibe katılabilmek için çeşitli davranış ve esprilerle göze girmeyen çalışanlar etrafımızda adeta pervane oluyor. Düğüne gelen davetlilere özel ilgiler, özellikle benim gözüme girebilmek için şakalar espriler…. Bu düğünden bir hafta önce de Zartıl’ın oğlunun düğünü vardı. Zartıl’ın düğününde gelen paradan dolayı yüzü gülüyordu. Tabiri caizse, Zartıl, karlaydı. Muhtar Ahmet, sosyal yönden Zartıl’a göre daha geniş çevreye sahipti. Bu ikili daha önceleri çeşitli iş ortaklığı da yaptıkları için aralarında görünmez bir rekabet vardı. Ama her ikisi de bu rekabeti dışa yansıtmamaya özel çaba göstermesine rağmen gayet net bir şekilde seziliyordu. Düğün ilerleyip Muhtar Ahmet’in gelen düğüncülerinin açıkça belirmesi üzerine Zartıl ara sıra yanıma yaklaşarak kulağıma “yahu hocam bu ne kadar düğüncü böyle, yoksa bu deyyus zorla mı getirtiyor bunları. Köylere araba mı gönderiyor düğüne gelmeleri için” serzenişini fısıldıyordu. Ben olabildiğince mutluydum gelenlerden. Akşama doğru, düğüne gelenlerin artması üzerine hizmet aksamaları doğmaya başlamıştı. Hizmet edenlerde stres kendini gösteriyordu. Bir ara yanımdan Zartıl’ın kaybolduğunu hissettim. Aradan yarım saat kadar bir zaman geçti ki, düğüne gelenlerde bir duraklama oldu. Biz biraz rahatlıktan yararlanarak bir araya geldik ve hizmetin aksayan kısımlarını giderme yollarını tartışıyorduk. Aradan bir iki saat geçti davetlilerin kelişi tamamen kesildi. Kendi kendimize “acaba neler oluyor” diye değerlendirmeler yaparken, eski bir tanıdığımız arabasıyla düğün yemeklerinin yapılarak servis edldiği yere yanımıza gelerek durdu. -Arkadaşlar başınız sağ olsun. Kimdi bu cenaze yahu, tam da düğün günü demek takdir böyleymiş? Hepimiz şaşırdık birbirlerimize bakındık ve ben durumdan prelenerek, -Yahu ne cenazesi, nerden çıktı bu cenaze işi? Adam; -Yahu Zartıl köyün girişindeki kavşağa durmuş, düğüne gelenleri “köyde cenaze var, bu nedenle düğün iptal edildi diye geri gönderiyor. Birbirlerimize tekrar baktık. Şaşırmıştık. Olan bitene bir anlam veremiyorduk. Hakkı, acı bir gülüşle yüzlerimizi biraz süzdükten sonra işi çözdü. Gerçi hepimiz anladık ama yapılacak bir şey yok. Muhtar Ahmet büyük bir hışımla; -Vay…. Deyip arabaya bir hamlede binmesiyle, arabanın tekerleklerinin patinaj seslerinin yükselmesi bir oldu. Hepimiz durdurmak için arkasından koştuk ama nafile. Bizler de arabalara binerek arkasından koştuk. Olay yerine vardığımızda; Zartıl durumu sezmiş olmalı ki oradan uzaklaşmış. Muhtar Ahmet’i teselli ederek oradan uzaklaştırdık. Bin türlü küfürler hakaretler… Tekrar döndük hizmet mekanımıza. Sağa sola telefonlar haberler v.s ile durumu düzeltmeye çalıştık ama Muhtar Ahmet’i durdurmak imkansız. Vuracağım o kavatı diye başka bir şey demiyor. Şuradan buradan derken gece yarısına doğru bir de baktık ki Zartıl gülerek geliyor. Onu bu gülüşünden anladık ki Zartıl Muhtar Ahmet’e şaka yapmış. Alın size buz gibi bir şaka. Muhtar Ahmet hışımla üzerine yürüdü Zartıl’ın. Araya girdik tekrar sakinleştirdik. Ama muhtar Ahmet? Aslına bakarsanız o da fırsatçı. Bu ke z o tutturdu. - Bu saatte gelen düğüncülerden (o günün şartlarında yüklü bir para) gelecekti sen engel oldun. Bu kadar para verirsen seni affederim yoksa kesin vuracağım oğlum seni. Zartıl, bir taraftan Muhtar’ın kızgınlığını soğutmaya çalışırken bir taraftan da ona “gıcık verir” gibi gülüyordu. Onun bu soğuk şakasına hemen hemen hepimiz tepki gözterdik ajka HÜDÜ’NÜN Adil’in tepkisi farklı ve oldukça sert oldu. Küfürlü, hakaret içerikli bir sürü laflar. Kuru Seyit, Kara İbrahim herkes farklı farklı tepkiler gösteriyorlardı. Ben ise olabildiğince oalyı yatıştırma gayretindeydim. Hepsin bir taraf olunca bu kez ben, “Yahu böyle soğuk şaka olur mu?” deyince, zaten hiddetinden yerinde duramayan benden yüz bulmuş olmalı ki, yakınındaki masa üzerinde duran su bardağını kapmasıyla Zartıl’ın kafasına vurması bir oldu. Sol kaşının üstü açıldı. Kanlar akmaya başlıyordu. Önce fark edemedi, sonra kaşından süzülen kanın yanaklarına doğru aktığını hissesince Zartıl. Kanın aktığını kendisinin yaralandığını ancak, elini yanağına götürüp karşısına aldıktan sonra fark etti. Bu kez hepimiz birden Zartıl’ı tutarken Muhtar Ahmet’ de kızıyorduk.Yaralanma karşısında zartıl sadece; - Kafamı yardın lan. Diyebildi ama bir tarftan da hiçbir şey olmamış gibi gülüyordu. Sanki kafası yararlanan başkasıydı.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 04 Mart 2008 )
|
|
|
Taşova'da Spor |
|
|
|
Bu yazıyı gönderen: hasan öztürk
|
|
Pazartesi, 03 Mart 2008 |
|
f Adı Soyadı:Hasan Öztürk Mesleği:Emekli Öğretmen Doğ Yeri:Yerkozlu İkameti:Atakum/Samsun Doğum yılı:1959 İletişim:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Türkiye'de ve özellikle Taşova'da geçim derdinden ve teknolojinin çok ileri boyutlara ulaşmasından dolayı, çocukların ve gençlerin eskiye nazaran sporla iç içe yaşamadığını söylersem; kimselerin bana bu konuda söz söyleyeceğini sanmam.. Şimdilerde spor yapan gençlerin çoğu da ; zaten amatör ruhtan uzak bir şekilde spordan, özellikle de futboldan nasıl ekmek yiyebilirim düşüncesi içindeler... Taşova'da, spor denilince; ülkemizde olduğu gibi futbol hep ön planda olmuştur.. Halbuki, son günlerde atletizm (kros) ve hentbol branşlarında bazı okullarımızın başarısını duymak ise; bizler için bir övünç kaynağı olmuştur.. Ben de bu haftaki yazımı ; futbol odaklı yazmak istedim. Bu yönde de Taşova'da 1926 yılında başlayan futbol serüveni ile ilgili olarak , derlediklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.. TAŞOVA VE ERBAA ARASINDA kalan araziye TAŞOVA OVASI denildiği için ERBAA'da ilk kurulan futbol takımı TAŞOVA SPOR adı altında 1926 yılında kurulmuştur. Taşova; Erbaa'dan aldığı köy ve bucaklarla birlikte 1944 yılında ilçe olmayı başarmış ve YEMİŞHENBÜKÜ (YEMİŞHANI) olan ismi de TAŞOVA ilçesi olarak değiştirilmiştir.... Taşova'da futbolun önem kazandığı ve popüler olduğu yıllar 1965-90 yılları olmuştur.. Bir ara Tekel bahçesinde yapılan ATA SPORUMUZ güreşler, rahmetli H.İbrahim Arda ve Yaşar Kırgöz hocaların lisede basketbolu sevdirme girişimleri ayrıca; Abdurrahman Gültekin hocamızın Taekwando yu öğretme çabaları futbolun önüne geçmek istemişse de bunu bir türlü başaramamışlardır.. Bu güreşlerde ; bizi layıkıyla temsil eden şampiyon güreşcimiz , değerli Çaydibi belediye başkanımız SALİH AHÇI'YI anmadan geçersem ; ona karşı haksızlık etmiş olurum. Özellikle; Taşova halkının 1965-1980 yılları arasındaki dönemde, tek eğlencesi spor ve sinema olduğundan bu dönemde ; Taşova Gençliğine esnafımız ve halkımız sahip çıkmıştır.. Yapılan yardımlarla, forma, ayakkabı ve kulüp binasının masrafları bir nebzede olsa karşılanabilmiştir. 1970-1980 yılları arasında, kurulan Mahalle takımları ise ; Taşova Gençlik Spor Kulübünün adetâ bir alt yapısı gibi çalışmış ve farkında olmadan kulübümüze oyuncu yetiştirmişlerdir... Taşova'da kurulan mahalle takımları o kadar fazla idiki, bu takımları bir araya getirsek ; bir amatör lig kurulurdu.. Bu takımlar içinde en göze batanları; KENT SPOR, YEMİŞHEN SPOR, YEŞİLIRMAK SPOR, ŞAFAK SPOR, GÜNEŞ SPOR, ESEN İDMANYURDU, ŞİMŞEK SPOR, yıldırım spor olmuştur. En paralı ve havalı kulüp ise KENT SPORDU. Özellikle Bağdat Caddesinde bulunan evlerde yetişen BEŞİKTAŞ taraftarı gençlerin top oynadığı kulübe; 2.5 lira karşılığında bende Şafak spordan transfer olmuştum. Renkleri siyah-beyaz olmasına rağmen, kulüp binasının olması belkide beni cezbetmişti....... Transfer işini gerçekleştiren ise: Taşova Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğünü yapmış olan AHMET GÜNAYDIN'dı Bu dönemde; YEMİŞHEN SPOR ile YEŞİLIRMAK SPOR arasında yapılan maçlar ise Fener-galatasaray derbilerini hiç aratmazdı.. Bu takımlarda yetişip, TaşovaSpor da oynayan belli başlı oyuncular ise;Halis Darıcı, Fuat Uçaş, Özgür, Celal, Feridun, Aydın, Nejdet, Recep, Şenol, Sedat Akkaya, (rahmetli) Mustafa Tanış, Mustafa Konyar, Ülkü Tümer, Hayati Günaydın (rahmetli) , Adnan Yıldırım gibi isimlerden ibaretti. Bunlar arasında; Adnan, Mustafa, Celal özdemir, Hayati, Sedat Akkaya ise Erbaa Erek spora transfer olup, bir süre futbol hayatlarını bu takımda sürdürmüştür.. TAŞOVA GENÇLİĞİN, Erbaa gençlik bazande ismi Erek Spor olarak değiştirilen komşu ilçe takımları ve köy takımlarımızla yapmış olduğu maçları, İnsanlarımız ırmak kenarındaki toprak zeminle kaplı ve eğri büğrü kale direkleri olan bir sahada setin üzerinde izlemeye gelirlerdi. Maçlar bir festival havasında ve kıran kırana geçerdi.. 1970 yıllarda Taşova Gençlik Spor kulübün en çetin rakipleri arasında; AMASYA GENÇLİK, ERBAA-EREK SPOR, SONUSA, ALPARSLAN VE YERKOZLU KÖYLERİNİ sayabiliriz.. Ayrıca bu dönemde en popüler futbolcularımız ise; (1965-75 yılları arası) Sait Çavuş, Veysel Albayrak,Mahir ve Mürsel ağabey, Aydın yağmuroğlu, Aydın Kıymet, OSMAN-KAMİL-BURHAN KELEŞ KARDEŞLER, UĞUR PELİTLİ, RAHMETLİ ADNAN BAYKAL, RAHMETLİ HÜSEYİN ALOĞLU, AHMET ÇAVUŞOĞLU, KARTAL İSMET, METİN YAZGAN ,yılmaz şenses,(KALECİLERİMİZ), ŞEREF KESKİN, YÜKSEL ALBAYRAK (alparslan'dan), rahmetli İMDAT ÖNDER, ŞÜKRÜ SOYAL, MEHMET ALTUNAY, BÜNYAMİN YILMAZ, AYDEMİR AĞABEYİ SAYABİLİRİZ.. Bu futbolcularımızın arasında Osman ve Kamil Keleş ağabeylerin kısa dönem bir Erbaa macerası olmuş ve orada da futbol oynamışlardır. OSMAN KELEŞ ağabeyimizin oynadığı futbol spor otoritelerinin gözünden kaçmamış olacakki, akabinde hemen AMASYASPOR'A transfer olmuştu. Transfer ücreti ile aldığı kırmızı HACI MURAT 124 ise ; dün gibi halâ hatırımdadır... Araba sürerken ne vakit kolumu camdan dışarı çıkarsam, Osman ağabey gelir birden aklıma... O; Osman ağabeydirki, yıllarca Taşova'da futbolun hamallığını yapmış ve kendini Taşova Spor'a adamıştır.. TaşovaSpor'u ; Amasya Amatör ligde yıllarca şampiyon yapmış bir teknik direktör olarak da Taşova spor tarihinde yerini alacaktır.. 1980'li yıllarda bir dönem futbolsuz kalan Taşova'da bu boşluğu Naci Konyar ağabeyimizin desteğinde kurulan Taşova Gücü doldurmaya gayret etsede, kurulan bu takımın ömrü uzun olmamıştır.. Bu takımın kurulmasında emeği geçen futbolcular ise: Fuat, Celal, Özgür , Selami Sakarya, İdris Sayar, Adnan Yıldırım, Rahmetli Engin Kara, H.İbrahim Öztürk, Hamit Küçük, Mustafa Tanış, Aydın Akgün olmuştur. Taşova'da iken Osman Ağabeyle; Taşova Spor yıldız takımını ; guruplara götürmeden evvel yaptığımız konuşmada ; bana sıkıntılarını anlattığında ise; elimden birşeyin gelemeyişine de kahrolmuştum.. Bu şampiyon takımımız için ben de bir kampanya yapalım dediğim de ise " Sonra daha detaylı konuşuruz " diyerek , konuyu orda kapatmıştı. O yıllardan sonra, bir süre Taşova'dan profösyonel futbolcu çıkmamış bir ara Bülent Yılmaz Fenerbahçe kalecisi olmak için bir süre çalışmalara katılsada; sahip çıkılmadığı için pek bir bir başarı elde edememiştir.. Fizik ve teknik olarak çok güçlü iki futbolcumuz olan Şenol ve Recep önder kardeşlerin Amasyaspor'a transfer olmaları ise yine Taşovamız için övünülecek bir olay olarak tarihimize geçmiştir.. Celal Keleş ve Kadir Soyal kardeşlerimiz ise; çok yetenekli olmalarına rağmen, bu yeteneklerinden kendilerini ve Taşova'yı mahrum bırakmışlardır.. Şu anda, Türkiye liglerinde top koşturan ZAFER UYSAL VE ALİ KEMAL GENÇ İSE ; BİZİM GURUR KAYNAĞIMIZ ve tesellimiz olmuşlardır. Taşova Sevdalısı iki gencimizden Zafer ; Karşıyaka'da , Ali kemal ise; İskenderun Demir.Ç. spor kulübünde top koşturmaktalar. Geçen hafta; Samsun_Karşıyaka maçı ; Samsun'da olduğu için; Taşova'dan gelen bir grupla hemşerim Zaferi seyretme imkanı bulmuştum.. Bu grubun içinde yer alan ve taşova Sporun alt yapı sorumlusu gibi çalışan-yaz okulu antrönörü olan Tevfik ve yakın arkadaşı Selçuk ile Mutlu beni stad sorumlusu olan hemşerimiz ERDEM bey kardeşimizle de tanıştırdılar.. Kim bilebilirki ? Samsun 'da stad sorumlusu bir KALEKALE'Lİ HEMŞERİMİZİ .. Ben de ; bu vesile ile tanışma fırsatı bulmuştum.. Taşova'lılar olarak, birbirimizi tanımak ve sahip çıkmak zorundayız.. Bu konuda önemli mevkide bulunan Taşova'lılara büyük sorumluluk düşmektedir.. Birbirimize ; köstek olmadan , destek olmamız gerektiğine yürekten inanarak ele ele verip en güzel günlere kavuşma dileğiyle..
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 20 Mart 2008 )
|
|
|