Haber Yazarlar Ömer Celep |
| Kesik Musa'nın Kahvesi -9- |
|
|
| Bu yazıyı gönderen: Ömer CELEP | |
| Perşembe, 28 Şubat 2008 | |
|
Ömer Celep ÇAYDİBİ’İNDE BİR MEKAN KESİK MUSA’NIN KAHVESİ -9-
-Hocam oynayalım siz Duru ile olun ben Hakkı ile. Kesin siz yenersiniz. Çünkü ben Onu satarım. Aslında bu pek ahlaki değil ama, gır gır olsun diye kabul ettim. Bizim kare oluşturmamız sırasında Hakkı yoktu. Karar verildikten sonra geldi ve teklifi ben kendisine söyledim. Hakkı teklifi duyar duymaz -Hocam beni onunla ortak yapıyorsunuz ama bu kalas beni satar. Gürcü; - Yok satmam başkanım valla satmam. Oyunu tamamladık ama sonuçta biz yenildik. Gürcü’ye döndüm ve; -Hani sen bize yenilecektin nasıl oldu? Hiçbir şey olmamış gibi, belki hiç takınmadığı bir ciddiyeti takınarak; -Hoca hoca! Öyle demesem oyuna oturuyor musunuz? Sonra sen yarın gelmeyeceksin Hakkı beni ne yapar biliyor musun? Bu olay da tiyatronun bir parçası. Biraz sonra kalın montlu yün bereli iki delikanlı girdi içeri. Ellerinde iki kuş. Onların avcılığı mı yoksa kuşların intiharı mı bilmem ama belli ki, Kesik Musa’nın kahvesinin bu akşamki menüsünde zayıf kuş var. Fakat yeme içme ekipleri farklı. Kendilerince bir ekip oluşturmuşlar, bu ekiple birlikte bir şekilde eğleniyorlar. Vedalaşıp ayrılıyorum kahveden ve arkadaşlardan. Gök yüzünde mendil kadar deseniz bulut yok. Ay bütün çıplaklığıyla meydanda ve kara toprak karla kaplı. Sıfırın altında ondört derece soğuk. Yollar kelimenin tam anlamıyla cam gibi berrak sabun gibi kaygan. Beldenin kuzey kısmındaki çıkışında yer alan mezarlık kapısı önündeki çeşmenin ayağı fazlaca kaygan. Çıkabilir miyim çıkamaz mıyım ikilemi içinde ve büyük bir endişeyle ilerlerken, çeşmenin önünde park edilmiş bir araç görüyorum. Önce güvenlik nedeniyle bırakılmış olacağını düşündüm ama bir ara fark ettim ki, arabanın içinde birkaç kişi sanırım bira muhabbeti yapıyorlar. Ama böyle bir muhabbet için mezarlık duvarının dibinin seçilmesini yadırgamadım dersem doğru olmaz. Böylece sıfırın altındaki soğuğu yara yara ilerledim tedbirle. Bir defasında bir düğün için davet aldım. Gitmeme gerekirdi, gittim. Gül Ahmet Özen’in düğünü. Şimdi merhum. Köylerde bilindiği gibi çoğu insan adından daha çok ya ünvanıyla ya da lakabıyla alınır. Göl Ahmet Özen’i de ben köyde bilinen lakabıyla almak istiyorum. On köyde “ZARTIL” derler. Niçin böyle bir lakap takıldığını bilmiyorum, araştırmadım da ancak sanırım fiziğindeki görünümden dolayıdır. Zartıl ve arkadaşları bir ekiptir. Hüdü’nün Adil, Muhtar Ahmet, İzzet Ağanın Hakkı, Kara İbrahim, Kuru Seyit, Emeksiz İbrahim, Mıcık Kamil’in Arif…. |
|
| Son Güncelleme ( Salı, 04 Mart 2008 ) |
| < İlk | Son > |
|---|


