Haber Yazarlar Ömer Celep |
| Kesik Musanın Kahvesi-7- |
|
|
| Bu yazıyı gönderen: Ömer CELEP | |
| Perşembe, 21 Şubat 2008 | |
|
Ömer Celep ÇAYDİBİ’İNDE BİR MEKAN KESİK MUSA’NIN KAHVESİ -7- Çocuğa da acıdım babaya da. Daha çok çocuğa tabiki. Zavallı yavru! Kim bilir okulundan geldiği saatten beri babasını kaçıncı defa çağırıyordu? Bu kaçıncı azar yemesiydi kim bilir? Öylesine mahcup bir eda ile uzaklaştı ki oradan dayanamadım, ayağa kalktım kahveden dışarı çıkarak ellerimi ceplerime sokup yol boyu birkaç tur attıktan sonra tekrar dalıverdim duman mağarasının karanlık çehresine Artık vakit tam gece yarısı olmuştu. Günün en erken saatlerinde gelenler açlıktan iyice takatsız kalmış olmalılar ki tek tek ayrılıyordu bu çilehaneden. Tam yaşlı olanlar ayrılmış, orta yaşlı sayabileceğimiz nizacı bir iki masa kalmıştı. Aralarında anlaşarak hemen iki kilo tavuk aldırmak için döküm yaptılar ve kişi başına ikişer YTL, toplayarak Kesik Musa’ya verdiler. Kesik Musa biraz sonra getirdiği tavukları pişirmek için hazırlamakla meşgulken bu iki masa yine hararetli tartışmalarla oyunlarına devam ediyordu. Artık gece yarısını geçmişti. Fırında ekmek pişiren kadınlar da işlerini bitirmiş fırını terk etmişlerdi. Kesik Musa hazırladığı eti alarak fırına gitti. Hazırladığı eti, metal yapılı fırın küreğine dizerek fırına sürdü. İçi yeterince kızgın olan fırın, tavuk etini kısa sürede pişirdi ve bir gazete üzerine koyarak kahvesine getirdi ve oyun masasının üzerine koydu. Oyuncular oyun kağıtlarını bir kenara koyarak çullandılar yarı pişmiş tavuk kanatlarının üzerine. On kişi iki kilo tavuğu bir taraftan yerken, gözüyle diğerini takip ediyordu. Karşısındakinin az ya da çok yediklerini kontrol ediyorlardı. Kirli masadaki temiz(!) tavukları inanılmaz iştahla ve birbirlerinin önünden çalarcasına yediler. Sonra da göbeklerini ovalaya ovalaya kahvenin içini turalamaya başladılar . Biraz daha gırgır ve şamatadan sonra ayrıldılar yarın buluşmak üzere Kesik Musa’nın dar kahvesinden. Bugün yine uğradım bildik tanıdık mekana, aynı simalar. Eski Belediye Başkanı Hakkı, Kara İbrahim, Emeksizin İbrahim, Kara Burçak Gürcü ve diğerleri…. Ama bu günkü konu farklı, veya Kesik Musa’nın tiyatro salonundaki oyuncular ve bu oyuncuların sahnelediği oyun farklı. Sahnede bu kez Gürcü ve onun hayat senaryosundan bir sahne var. Gürcü; bir adam görüntüsü için çok fazla ama, iki adam görüntüsü için de az kabul edilebilecek kalıpta birisi. Emeksiz İbrahim’e; “Gürcü’yü fiziğinin hangi özelliği ile tarif edersin” diye sordum, O’nun bana ifadesi; - Hocam Gürcü eğer bir hayvan olsaydı, ondan, yedi haneye yetecek et çıkardı. Sadece burnundan bir rakı masasına yetecek kadar meze olurdu. Emeksiz İbrahim’in bu betimlemesine doğrusu hayran kaldım. En alt seviyede tahsil şansı yakalamış bir insanın, birisini böyle isabetli tanıtımı, beni gerçekten şaşırttı. “Daha” sına gerek yok. Biz Emeksiz İbrahim’le bu muhabbete devam ederken, Kara İbrahim lafa karıştı. |
|
| Son Güncelleme ( Perşembe, 21 Şubat 2008 ) |
| < İlk | Son > |
|---|


