Haber Yazarlar Ömer Celep |
| Kesik Musa'nın Kahvesi -6- |
|
|
| Bu yazıyı gönderen: Ömer Celep | |
| Pazartesi, 11 Şubat 2008 | |
|
Ömer Celep ÇAYDİBİ’İNDE BİR MEKAN KESİK MUSA’NIN KAHVESİ -5- Türküler, ah bu türküler; olunca ağlatan, olmayınca ağlatan bu türküler bazen dindirir bazen da koparır içimizdeki fırtınaları. Olsun be!... Bu türküler var olsun onlar yaşasın da biz alışırız onların her türlü belasına. Yaşasın türküler, yaşasın ki bizi de yaşatsın. Biraz sonra farklı bir muhabbet başlar bu kültür mekanında. Sarı Fikri’nin Osman’ın “İT” muhabbeti, Mırış’ın gülüşleri…. Bu muhabbetler süsü, neşesidir bu kahvenin. Zaman zaman, dışarıda “bira” muhabbetinden kopup gelen “BATAK” çıların olur- olmaz söz düelloları, Akşamdan sonra Yeşilırmak’tan tuttuğu balıkları ucuz- pahalı,(tutturabildiğine) satmaya çalışan, amatör balıkçıların uğrak yerleridir kesik Musa’nın kahvesi. Kahvenin hemen yakınında bulunan köy fırınında pişen köy ekmeğinin enfes kokusu, ara sıra açılan kapıdan giriveriyor. Damak tadını adeta burnunuzda hissediyorsunuz. Bu defasında yakın fırından yeni çıkmış cevizli iki ekmeği iki eli üstüne alarak içeri dalan birine çevrildi bütün gözler. Ekmek ten buram buram buhar çıkıyor. Kokusundaki nefaset ise cabası. Sobanın yakınına kadar uzanan elin sahibi “buyurun arkadaşlar ekmekten alın” der demez masalar “tangır mangır” herkes ekmeği havaya kaldıran ele doğru hücüm!.. Haklı zavallılar. Kim bilir günün hangi saatinde oturdular bu kahveye? Bu kasvetli havayı kim bilir kaç saatten beri ac acına teneffüs ediyorlar? Şu an gecenin tam yarısı. Fırından yeni çıkmış bu ekmeğe saldırmasınlar da ne yapsınlar? Sanki yoksulluk çekiyorlar. Sanki harp var da tasarrufa zorlanıyorlar gibi günün erken saatlerinde oturdukları kahveden ancak kapanış saatlerinde çıkıyorlar. Onlar saldırmasınlar da kim saldırsın bu enfes ekmeğe??? Kapının bir açılmasında sekiz on yaşlarında bir çocuk giriyor içeri. Kalabalık arasından zorla yol bularak bir masaya yaklaşıyor ve zayıf, bakımsız görünümlü birinin kulağına bir şeyler fısıldıyor. Adam, bir taraftan oyun kağıtlarıyla meşgul olurken bir taraftan da çocuğa kızıyor. - Git ulan eşşoğlu eşek. Git hadi dersine çalış. Bir daha buraya gelirsen gebertirim seni. Çocuk, mahcup bir eda ve korkak tavırlarla hiçbir şey söylemeden burnunu sıka sıka ayrılıyor oradan. Sigara dumanı rahatsız etmiş olmalı.
|
|
| Son Güncelleme ( Pazar, 21 Aralık 2008 ) |
| < İlk | Son > |
|---|


