Kesik Musa’nın kahvesine giderken hiç “eli boş” gitmem. Kahvenin kapısı açılınca bütün gözler kapıda ve hele de kapıdan giren “ben” olunca, bende. Sanırım herkes aynı şeyi düşünüyor. “Acaba hoca kimin masasına oturacak?” Ben, doğaldır ki herkesi tanımama rağmen, her zaman muhabbet ettiğim arkadaşlarımın masasına oturuyorum.
Kahvedekilerin olduğu gibi masadakilerin de gözü gözümden ve yüzümden daha çok elimde. Herkes merak ediyor. Elimde ne var. Hatta Kara Burçak elimdekine olan merakından dolayı oyun oynamayı bile şaşırıyor. Bütün bir oyunu bir turu biter bitmez Kara Burçak;
-Hocam açıver şu elindeki paketi Allah aşkına bir görelim de rahat edeyim.
Kara İbrahim bütün kızgınlığı ile;
-Hocam açma paketi, meraktan çatlasın şu deyyus.
Oyun bir süre duruyor ve ben paketi açıyorum. Sarıp sarmaladığım mandalinaları masanın üzerine seriyorum ve masanın oyuncusu, seyircisi kim varsa hep birden hücum ediyorlar. Beş mandalinaya on beş kişi hücum eder de kargaşa çıkmaz mı? Kapanlar sevinirken kapamayanların tarizi?...
Yan masada bulunduğu halde mandalinadan kapamayan, belki iki metre boyunda seksen santime varan eninde, kalın ve uzun burunlu, gülle sesli, yan şapkalı ve “GÜRCÜ” lakaplı biri, sitem dolu bir ifadeyle;
- Hoca, Hoca! Bunların hiç biri tanımadan önce ben tanırdım seni. Sen şimdi tuttun, ben var iken mandalinaları şurada bulunan dört tane çıplağa verdin.
Çöz çözebilir isen bu muammayı, hadi çöz…
Gürcü’yü mü, Kara İbrahim’i mi, Emeksiz’i mi?
Çözdüm, çözdüm…
Bunların bu insanların hepsi aç gözlü değil, buldukları her şeyde espri arayan, buldukları ve gördüklerinde yemese dahi vitamin bulan, hayatı ve mutluluğu bulduğu bu vitaminde gören, gani gönüllü insanlar.
Biraz sonra televizyonun radyo kanallarından birinde yöre türkülerini çağrıştıran bir türkü çalınıyor. Herkes mırıldanarak eşlik ediyor bu yanık havaya. Daha sonra bu türkü çağrıştırmış olacak ki, köyde hikayesini ancak belli bir kuşağın bildiği;
“Keçi gelir ürümden,
Selam gelmiş yarimden,
O selamın geldikçe,
Duramıyom yerimde.
Keçi çalar çanını,
Kırdı mercan bağını,
Öpücükten fayda yok,
Çöz uçkurun bağını.
Petekte darı mıyım?
Geceler yarı mıyım?
Sıracalı başlı Keloğlan,
Ben sana varı mıyım?”
Bu türküyü söylemeye başlıyorlar.
Devam edecek......