HEPSI |0-9 |A |B |C |D |E |F |G |H |I |J |K |L |M |N |O |P |Q |R |S |T |U |V |W |X |Y |Z

Haber Yazarlar Ömer Celep

Kesik Musanın Kahvesi-2- Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: Ömer CELEP   
Çarşamba, 23 Ocak 2008

Rating 0.0/5 (0 vote)

 
Ömer Celep

ÇAYDİBİ’İNDE BİR MEKAN                                                          

KESİK MUSA’NIN KAHVESİ -2-    

  

    Diğer masaların tümünden aldığı kadarını bizim masadan alıyor, elbette güler beni görünce Kesik Musa. Bir taraftan çay demlerken ocakta bir taraftan da dört gözle beni bekliyor garibim Kesik Musa.Kapıyı açtığımda benim gözüme ilişen ise; kapının hemen arkasındaki sıra dışı masada eskiden belediye Başkanlığı yapmış sosyalitesini önceden tanıdığım Hacı İbrahim var.   Kahveye ne zaman girsem hep orada rastlarım Koca Başkan’a. Kendince bir kare oluşturmuş iskambil, pişpirik oynuyor. Karenin diğer ayaklarında ise, yüzleri kırışmış, dökülmüş saçlardan arta kalan başını uzun süreden beri koruyan şapkalı, bereli; verdiği hayat mücadelesinden oldukça yorgun düşmüş yaşlı görünümlü insanlar. İçlerinde sadece kendisi bakımlı görünüyor. Ha babam de babam. Vur papazı al kızı. Ara sıra tartışmaları ve tartışmanın hiddetinden dolayı kağıdı masaya vururken masadan çıkan sesten zannedersiniz ki masa kırılacak. Ama masayı kırma derecesinde vuran bizim Koca Başkan değildir. O oyunlarda pek kızmaz. Hemen hemen hiçbir şeye kızmaz. Hoş görülü, uyumlu,  akıllı en önemlisi de gerçekten fedakar ve vefalı bir insan. Fiziğine baktığınız zaman böyle bir fizikten böyle birinin olabileceğini düşünemezsiniz bile. Ama bazen içine düştüğü girdaptan çıkmaya adeta çalışmaması ya da çıkmak için sağlam bir irade koyamaması onu layık olduğu yere taşıyamamasına sebep olduğu her halinden belli.        Kahvede tek ve sıra dışı bir masaya oturması da yine onun hoş görü kültürünün gereği. Kahveye oğlu da geliyor. Oğlunun oyun oynamasını görmeyecek ya da onun kendisine görünmemesine fırsat verecek. Evet bu da bir incelik, bu da bir kültürdür işte.    Bu arada bizim malum “İKİ” geliyor yine kahveye. Kesik Musa’nın kahvesinin masgotu adeta İki. Her masadan davet alıyor. Herkes farklı farklı laf atıyor. Ama bizim İki hemen herkese cevaplar veriyor, cevabını yetiştiremediğine küfürler ediyor, kaba saba sözler söylüyor ama hiç kimse onun söylediklerine kızmıyor aldırış etmiyor. Hatta onu kızdırmak hatta küfrettirmek için takılanlar bile var.        Ama orada o gün öğrendim. Benim bulunmadığım bir günde bizim Koca Başkan’la kavga etmişler. Koca Başkan aslında İki’nin dayısı olur. Eşref saati olmadığı bir zamana gelmiş ki Koca Başkan İki’yi dövmüş. Aman Allah’ım sen misin onu döven? Neler söyler neler. Akla hayale gelmedik laflar, galiz küfürler birbirini kovalıyor.       Her şeye rağmen Koca Başkan kendisine yakışan olgunlukla orada bulunanlara “dokunmayın nederse desin” ve kavgaya başkalarının da karışmalarına engel olur.       Aslında bu kavganın, birbirlerine zarar verme kavgası olmadığını öğrendim. Tamamen bir anlık; belki heyecanın, belki hırsın belki de orada bulunanların verdiği “gaz”ın sonucudur. Bunlardan her hangisi olursa olsun, Koca Başkanla İki arasındaki kavga Kesik Musa’nın kahvesinde sanki, tabiri caizse bir “orta oyunu” değerlendirmesi sınırı içinde kalmıştır.          İlerliyor ve ortalarda, eski tanıdıklarım, Hakkı, Emeksiz İbrahim, Kara Burçak ve Kara İbrahim’lerin oluşturdukları bir oyun masasının etrafındaki bir sandalyeye oturuyorum.
Son Güncelleme ( Perşembe, 24 Ocak 2008 )
 
< İlk   Son >