HEPSI |0-9 |A |B |C |D |E |F |G |H |I |J |K |L |M |N |O |P |Q |R |S |T |U |V |W |X |Y |Z

Haber Yazarlar Ömer Celep

Kesik Musa'nın Kahvesi -1- Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: Ömer CELEP   
Pazartesi, 14 Ocak 2008

Rating 0.0/5 (0 vote)

 Adı Soyadı:Ömer CELEP
Mesleği:Edebiyat Öğretmeni
Doğ Yeri:
İkameti:
Doğum yılı:
İletişim:

Çaydibi’nde bir mekan Kesik Musa’nın Kahvesi 1

Çaydibi beldemize uğradığımız kış mevsiminin karlı bir günü. Beldenin iki ana giriş yolu var. Birisi Samsun ve Taşova’dan gelenlerin kullandığı diğeri ise diğer köy ve yayladan gelenlerin kullandığı az işlek bir yol. Ben bunu kullanmak suretiyle geldim Kesik Musa’nın malum kahvesine.

Gelirken yol boyunca durup durup izledim toprağın beyaz örtüsünü. Uzaklardan gelen köpek seslerini, ara sıra parlayıp sönen el fenerlerinin  ışıkları çizgisinde yürümeye çalışan gölgeleri izledim de izledim.

Her zamankinin aksine uzak yoldan tek tük geçen araba ışıklarını ve beyaz örtünün üzerine döşediği solgun ışıklarını hüzünle yüklendiğin hüznün ağırlığını duya duya izledim. İnce ince yağmakta olan kar daneleri arasından görünmeye çalışan mehtabın acizliğini göre göre izledim. İzledim gecenin siyahlığı ile karın beyazlığının acımasız rekabetini. Dinledim köpek seslerinin kesilmesinden sonra uzaktan gelen tilki pevkürmelerini.

Kurtları tavşanları düşündüm. Gündüz korkularından çıkamayışlarından kışın ise kar altında kalan yiyeceklerine ulaşamamanın verdiği çaresizlikten dolayı katlanmak zorunda kaldıkları açlıktan nasıl kurtulacaklarını düşündüm. Kuşları, biçare kuşları düşündüm.

Kesik Musa’nın kahvesine, yolun iki yanında rastladığım yorgun argın yürüyen birerli ikişerli görüntüleri selamlaya selamlaya ulaştım. Kapıyı zar zor açarak araladığımda her zamanki bulduğum bildik manzara.

İnsanların birbirlerini fark edemeyeceği kadar yoğunlukta, bir sis perdesini çağrıştıran sigara dumanı, buna inat ateşlenmiş bir soba ve bütün bu olguya karşı dışarıda dökülen ince kar taneleri. Çatıdan ara sıra düşen damlalar ise iklim hakkında sanki bize bir şeyler fısıldıyor gibi.

Kapıyı araladığımda karşıma ilk çıkan kahveci Kesik Musa. Kapının tam karşısında bulunan çay ocağında ara sıra kendisinden istenen çayları dolduruyor. Beni görünce hafif bir tebessüm beliriyor beyaz yüz üzerine nakış gibi çekilmiş ince ve siyah bıyıkları altından. Ona göre ben oraya gidince biraz fazla çay satacak belki. Öyle zannediyor zavallı. Belki öyle de oluyor. Çünkü ben bir masaya oturduğumda etrafımıza hemen bir kalabalık oluşuyor. Tabi bu kalabalık çay içecek ve Kesik Musa da bundan, kendince yolunu bulacak. Zavallı Kesik Musa! Saatlerce oturuyoruz, çay içiyoruz kahve v.s. içiyoruz ama Musa’ya ödediğimiz belki beş ekmek parası bile etmiyor. Buna bağlamış umudunu haklı da aslında. Diğer masaların ancak bir kaçından alabildiği hesap toplamı kadarını bizim masadan alıyor, elbette güler beni görünce Kesik Musa. Bir taraftan çay demlerken ocakta bir taraftan da dört gözle beni bekliyor garibim Kesik Musa.
(Devamı var)

ÖMER CELEP 

<<<<<Ömer CELEP'in Yazılar Fihristi - ANASAYFA>>>>>

Son Güncelleme ( Cumartesi, 20 Aralık 2008 )
 
< İlk   Son >