“tasovam.com” Sitesinde “ÖMER AGAM” başlıklı yazını köpürmüş bir duyguyla ve buğulu gözlerle okudum. Döndüm yine okudum. Hakkımdaki duygularına fazlasıyla mukabele ediyorum. Yazının içeriğinde sözünü ettiğin, sevgili Fesih Aktaş’ın yine hakkımda yazdığı “ÖMER AĞA” adlı enfes şiirden de söz ederek övdüğün Ömer Ağa, sana ve senin gibi düşünen “can” lara “can” borçludur bilesiniz.
Senin ve senin gibi düşünenlere eskilerin deyimiyle “irsal-i mesel” le (örnek gösterme) selam gönderiyorum. Şair ve büyük usta Neyzen Tevfik’i bilmeyenimiz yoktur. Malum, Neyzen’in alkole karşı ilgisi oldukça fazladır. İstiklal Şairimiz M. Akif alkole karşı inanılmaz nefretine rağmen Neyzen’in en samimi arkadaşıdır. Neyzen alkolle olan muhabbetinden dolayı çok sık parasız kalırmış. Akif O’nun bu durumunu bildiği için, kendisini de rencide etmemeye özel önem göstererek her defasında farklı gerekçelerle Neyzen’e harçlık verirmiş. Adeta alkol müptelası olan Neyzen, artık kendisinin Akif’e yük olduğunu düşünerek verdiği paraları almamaya karar verir. Neyzen’in bu kararını hisseden Akif;
Bir gün sokakta yürürken karşıdan Neyzen’in alkollü bir vaziyette geldiğini görür ve her zamanki gibi harçlık vermeye karar verir. Neyzen’in de almayacağını düşünerek hal hatır sorma sırasında yere on lira atar. Paranın yere atıldığını gören Neyzen hiç ilgilenmeden “iyi günler” dileyerek ayrılır. Paranın alınmadığını gören Akif geri dönerek seslenir,
-Neyzen bak cebinden paran düştü galiba görmedin al paranı.
Akif’in bu ince hassasiyetini gören ve sezen Neyzen, şu mükemmel cevabı verir.
-O YERE DÜŞEN BENİM PARAM DEĞİL, SENİN KALBİN AKİF!
Hakkımda yazı yazanlar, şiir yazanlar; aslında beni değil kendi kalplerindeki zerafeti, basireti,asaleti ve feraseti anlatıyorlar.
Evet sevgili Hasancan, biliyorum ve inanıyorum ki, vazifede kahramanlık olmaz, ancak başarı olur. Bir askerin savaş kazanması bana göre bir zafer değildir bir görevdir. Kahramanlık ise görevin dışında gösterilen bir meziyete verilen payedir.
Benim güzel yazdığımı, güzel konuştuğumu, güzel şiir okuduğumu söylüyor, yazıyorsunuz. Diyelim ki doğrudur. Biliyorsunuz ki Hasancan, ben bir Edebiyat Öğretmeniyim. Benim güzel yazı yazmam, güzel konuşmam, güzel şiir okumam (eğer böyleyse) bir meziyet değildir. Bunlar benim işimi iyi yaptığımı gösteren delillerdir.
Ama sizin gerek Fesih’in, gerek senin, gerekse Taşova İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Ali Rıza Atasoy beyefendinin, değerli ağabeyim hassas bir duygunun adeta mümessili saydığım Sayın Naci Konyar’ın, her birinizin ayrı ayrı birer meslek erbabı olmasına rağmen yazdıklarınız?
Kahramanlık işte burada. Büyük olan ben değilim Hasancan, büyük olan sizsiniz. Ben ne zaman büyürüm Hasancan bilir misin, ne zaman?
Örneğin; ne zaman görevimin dışında bir görevde başarılı olursam o zaman büyürüm. Aksi takdirde ben belki size göre işini iyi yapan sade bir vatandaş olabildimse ne mutlu!
Ama her şeye rağmen hakkımda düşünülen her şeye saygılıyım. Ama hakkımda düşünülen güzel şeylere de şükranlarımı buradan arz ve tekrarla birlikte selam sevgi ve saygılarımı tekraren takdim ediyorum.