Ballıdere kasabamızdan Yüksel Üstüntaş, İstanbul’da bulunan torunlarına birkaç çuval dolusu kışlık yiyecek göndermek için Taşova’ya iner ve Bir otobüs firmasına emanetlerini teslim ederek köye döner. Ev telefonundan torunlarına bilgi vermek için arama yapar. Telefonda bilgisayar dan bir ses; -“Aradığınız istikametteki bütün hatlar doludur, biraz sonra tekrar arayınız” Yüksel teyze gayet saf ve samimi bir şekilde, - E bizim çuvallar ne olacak?
Selçuk ÜSTÜNTAŞ’tan dinledim
Son Güncelleme ( Perşembe, 01 Kasım 2007 )
Köyü ayağa kaldıracaksın
Bu yazıyı gönderen: admin
Pazar, 28 Ekim 2007
Bu fıkraların yazarı : Ömer Celep
Köyü Ayağa Kaldıracaksın
Akınoğlu beldemiz den Mehmet Çavuş mahallede bir kadınla gayr-i meşru ilişki içine girmektedir. Mehmet Çavuş’un eve sık gelip gitmesinden şüphelenen kaynana gelinini takibe alır ve bir defasında yakalar. Feryat edip bağırıp çağırmaya başlayınca Mehmet Çavuş ala paça kaçar. Kaynana geline sen utanmıyon mu, sıkılmıyon mu diye hakaretler yağdırmaya başlayınca gelin yaptığı işi basit göstererek kaynanasına; -Ey ha ey. Ne varmış oncağız şeyde. Şimde bütün köylüyü aya kaldıracaksın.
Hüseyin Koyuncu’dan dinledim
Son Güncelleme ( Perşembe, 01 Kasım 2007 )
Eşşekmisin
Bu yazıyı gönderen: admin
Pazar, 28 Ekim 2007
Bu fıkraların yazarı : Ömer Celep
Eşşekmişsin !
Çambükü köyümüzden Kayıkçı Lakaplı Abdullah dayı Sarıçiçek yaylasında, koyun gütmektedir. Boraboylu birisi tarafından pusuya düşürülerek kolu kırılır. Bilahere kavgayı öğrenen Mahzar OsmanIn oğlu Ahmet Celep Kayıkçıyı, olay yerinden sırtlayarak eve getirir. Çok yorgun düşen Ahmet yaralıyı divana bırakırken birden taşıyamayıp yatağın üzerine düşürür. Kayıkçı’nın canı biraz yanmış olacak ki, -Lan yeğen amma da eşşekmişsin.
Ahmet Celep’ten şahsen dinledim
Son Güncelleme ( Perşembe, 01 Kasım 2007 )
Hacılıktan Vazgeçtim
Bu yazıyı gönderen: admin
Pazar, 28 Ekim 2007
Bu fıkraların yazarı : Ömer Celep
Hacılıktan Vazgeçtim
Güngörmüş köyünden, merhum Kara Ahmet vardır. Bu kişi çevrede hırsızlık ve silah mermi kaçakçılığı ile bilinir. Yaptığı bu işlerden dolayı bir defasında yakalanarak ceza evine düşer. O günlerde bizim Gönül Hayati Özkan da ceza evindedir. Gönül Kara Ahmet’i tevbe ettirerek topluma kazandırmayı planlar ve harekete geçer. - Kara Ahmet sen yaptığın bu yasa diği işlerden vaz geç, seni hacca göndereceğiz. Seni hacı yapacağız. Kara Ahmet yaptığı bu yasa dışı işlerden zaten canı yandığı için bu cazip teklifi kabul ederek namaza başlar. Manevi aleme öyle dalar ki, daldığında yaptığı bütün hırsızlıkların bedelini ödemeyi planlar. Evinde bulunan üç yüz keçi çaldıklarını ödemeye yetmiyor. Sabahın erken saatinde uyanıp Gönül’ün başucuna dikilerek hanımla babağırır. -Gönül evdeki keçilerin hepsini veriyom, çaldıklarıma yetmiyor. Bu nedenle ben hacılıktan vazgeçiyom.
Gönül Hayati Özkan’dan dinledim
Son Güncelleme ( Perşembe, 01 Kasım 2007 )
Memleket Nasıl Kurtulur
Bu yazıyı gönderen: admin
Pazar, 28 Ekim 2007
Bu fıkraların yazarı : Ömer Celep
Memleket Nasıl Kurtulur ?
İl Genel Meclisi Üyesi Gönül Hayati Özkan’ tanımayanımız yoktur. Konuşmayı çok sever. Aslında güzel de konuşur. Türkçe’yi güzel kullanır. Halit Yüksel ile konuşuyorlar. Konuşma çok uzar ve konuşan hep bizim Gönül’dür. Kılasik konuşmalardandır. Memlekete şu gerekli bu gerekli v.s. tam iki saat konuşmadan sonra iyice sıkılan halit; -Yahu Gönül senin söylediklerinin hepsi, hepsi doğru da kardeşim, her gittiğin yerde iki saat konuşursan bu memleketi sen nasıl kurtaracaksın yahu?