Taşova gazetesinde yazdığım yazılarda olduğu gibi, hep bir ağabeyimin olmasını arzulamışımdır. Ablam, erkek kardeşim olmasına rağmen hiçbir zaman bir ağabeyim olmadı. Buna rağmen manevi ağabeylerimin çokluğu ise bu açığı kapatmaya yetiyordu. Ömer Agam, Naci Konyar, Mercimekli Sadi Özen, Kadir Gündüz ve Aydın Kıymet gibi, ağabeylerime her daim gerçek bir ağabey gibi sarılmış ve hiç bir vakit onlara karşı saygıda; kusur ettiğimi hatırlamam bile Bu ağabeylerimden birisi olan Ömer Agamı bu yazımda ele alıp, anlatmak ve ona karşı hissettiğim duyguları sizlerle paylaşmak istiyorum. Değişik kurumlarda(Sendikacılık, Diyanet İşleri) iş hayatına atılan Ömer Agam şu anda bir eğitimci olarak Taşova'da görevini sürdürmektedir. Köyü Mellübükü (Çambükü) olmasına rağmen zamanının büyük bir kısmını Taşova'da geçiren büyük üstad edebi konularda herkesin bilgisine başvurabileceği engin bir birikime sahiptir. Taşova gazetesine yazacağım yazıları denk geldiğim zaman hemen kendisine gösterip, hatalarımı düzeltmesini isterdim. Mütevazi bir kişiliğe sahip olduğundan işide olsa beni kırmayıp üşenmeden yazımı okur, varsa eleştirilerini yapardı. Ömer Agam'ın Borabay şiirini taslak halinde ilk okuyanlardan biri olma şerefide bendenize aittir. Öykü, hikaye ve şiir yazma konusunda farklı bir tarzı olan üstadımın aynı zamanda bu özelliğini nükteci yönüylede tamamlaması ise, ne kadar çok yönlü bir kişilikle karşı karşıya olduğumuzunda bir resmidir. Çevresinde çok sevilen, doğruları insanların yüzüne karşı söyleyebilen Ömer Agam için Antoloji.com'da Fesih Bey'in yazmış olduğu bir şiir ise onun ne denli sevildiğininde bir ispatıydı bence..... Fırsat bulupta, Antoloji.com. da Ömer Agam başlıklı şiiri okursanız benim ne demek istediğimi çok daha iyi anlayabilirsiniz. Ben her zaman söylemişimdir. Profosyonel değilim. Duygularımı; yazıya, karınca kararınca bu şekilde dökmeye çalışıyorum. Benim bu yazılara devam etmemi sağlayan etkenlerden biriside; Ömer Agam ve Naci Konyar ağabeyimin beni destekleyen konuşmaları olmuştur. Taşova'da karşılaştığım insanlardan aldığım olumlu tepki olmasa, inanın bugün bu yazı yazma işine son verirdim. Evet, dostlarım bugün sizlere manevi ağabeylerimden birisi çok sevdiğim Ömer Agamı kısa bir turlada olsa anlatmaya çalıştım. Sadece tek başına yaylalara çıkıp otağ kurduğunu ve doğa ile başbaşa kalıp şiir ve hikaye yazdığını , Reşadiye havalarına olan sevgimin kaynağının kendisi olduğunu uzun uzun anlatamadım. Durucasu'nun orada, ırmak kenarında bir yazıyı yazmak için 1000 adet kağıt harcadığını ise kendisinden dinlediğimde, şok olmuştum. Bu arada kendisi bir sitede, Taşova ile ilgili hikayeleri derlemek ve sizlerle paylaşmak için çalışmalarda bulunuyor. Ele aldığı ilk hikaye yöremizde kalleş Hasan diye anılan, rahmetli bir ağabeyimizle ilgiliymiş. Gerçi alınmadım desem yalan olmaz. Ucu, yazının başlığından dolayı, sanki birazda bana dokunuyor gibi....... Ben; Methiyeden, Mersiyeden pek anlamam. Kendine has olan yürüyüşü ve gülüşü ile kalplerde taht kuran Ömer Agam, "Sen neylersen güzel eylersin. Dilin, kalemin açık olsun, hiç kapanmasın. Herkes sevmek zorunda değil, fakat biz dostların, arkadaşların ve bu garip gardaşında seni çok seviyoruz....Seni fütursuzca eleştirenler ; Senin yaptıklarını yapamayanlardır... Allah, yolunu açık etsin. SAYGILARIMLA, HASAN ÖZTÜRK |