| Ramazan Bayramında gidemediğim Taşova’ya nihayet haftalar sonra gidiyorum. Taşova’ya en az ayda bir uğramazsam, bana hesap soracaklar diye içimde hep bir korku taşırım. Hesap soranlar da kim ? diyeceksiniz … Naci Konyar Ağabey, Bekir, Lütfi, Sabahaddin, Fethi, Fazlı Kuru ağabey, Tevfik, Ahmet Günaydın, Ali Rıza Ağış, Halil Efe ve daha nice dostlarım…. Dünyada vuku bulan olumsuzluklar elbette ki bizleri de etkiliyor. Küresel mali krizin etkisini yavaş yavaş gösterdiği günümüz Türkiye’sinde herkes harcamalarında biraz daha dikkatli olmalı. Ayağını da yorganına göre uzatmalı…… "Dünya Treni", raydan çıkmış, aynı trende seyahat halinde olan bizler de elbette bu raydan çıkıştan etkileneceğiz. Benim kontör gönderen milletvekili emmim de yok. Ekstradan cebime harçlık koyacak babam da… Yola çıktığımda harcırah verecek kurumum da kalmadı ki… Benim Memedim; Terör örgütü hain PKK’ya karşı amansızca mücadele ederken, bu uğurda şehit düşerken… Benim Polisim görev çıkışında, Diyarbakır’da saldırıya maruz kalmışken, ocaklara ateş düşmüş bir haldeyken... bu olaylardan etkileniyor. Onların acısıyla bizler de acılanıyoruz ve yüreğimize kor ateşler düşüyor. Dikenli yolları aşıp da, GÜL'e doğru yol almak elbette kolay değil. İçte ve dışta bizi yolumuzdan etmek isteyen, gelişmemizi engelleyen şer odakları bilmezler mi ki; Tarihe yön veren, onsuz asla Tarih yazılamayacak olan milletin Yüce TÜRK MİLLETİ olduğunu?… Türk insanı, provokatörlere karşı daima uyanık olmalı, ülkemizde oynanmak istenen pis oyunlara da alet olmamalıdır.. Biz, bu oyunu, 1980 yılı öncesinde, gençlik yıllarımızı yaşadığımızda gördük. Hedeflerine ulaşamayan hainler başka tür oyunlar sergilemeye başladılar. Bu oynanan oyunun maşası da, hain terör örgütü PKK'dır. 1980 yılı öncesinde ülkemizi kamplara bölenler; o günün gençlerini şimdi bir arada kol-kola gördüklerinde hiç mi yüzleri kızarmıyor? O yıllarda, birbirlerine nefretle ve düşmanca bakan insanlar, şimdilerde dostane bir tavır içinde yaşam sürdürüyorlar. Çocukluk arkadaşlarımla, gençlik yıllarımda beni düşman yapan iç ve dış şer güçlerin inadına; Kenan, Hayati, Mustafa, Eyüp, Vedat, Şevket, Nafız, Ahmet, Enes, Aga Salif gibi nice dostlarımla; gençlikteki kayıp yılların acısını çıkartmak için daha bir sıkı-fıkı hale geldik. Bunun en bariz örneği ise; Sabahaddın Günaydın ile Erdem Torun'un birlikte çektirdiği resimde görülebilir. Şimdi; bizim gençlere buradan seslenmek istiyorum:
Gençler, asla vatanımızı bölmek isteyen hainlerin oyununa gelmeyin. Bizim yaşadıklarımız sizin için bir ders olsun. Biz dersimizi aldık, o günlere de bir sünger çektik. Bizim ibret dolu öykümüzden herkes bir pay çıkarmalı, ders almalı ve Ülkemizin birliği ve dirliği için kenetlenmelidir. Türk Milleti olarak; "Bayrağımızı gönderden indirmeyeceğiz" diye söz verdik. DÜŞMANLARIMIZ BUNU BÖYLE BİLE… BARIŞ VE HUZUR İÇİNDE BİR HAYAT GEÇİRMEMİZ DİLEĞİYLE…… |