| İnsan Hakları 3 |
|
|
| Bu yazıyı gönderen: admin | |
| Salı, 18 Aralık 2007 | |
|
DÜNYADA İNSAN HAKLARI(3)
Dünyadaki insan hakları ihlallerine geçmeden önce 13.12.2007 Perşembe günü Sağlık Meslek Lisesi tarafından organize edilen İnsan Hakları konulu açık oturumdan kısaca söz etmek istiyorum. Klasik resmi programlardan farklı olarak panel veya açık oturum türü programlar ilçemizde yeni olması nedeniyle takdire şayandır. Geçen yıl benim de konuşmacı olarak katıldığım ilk programdan sonra bu sene ikincisi düzenlenen açık oturumu düzenleyen okul yönetimine ve katılımcı arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Programda ilçe kaymakamımız Sayın Özkan DEMİREL Beyin yaptıkları konuşma hakikaten konunun felsefi ve siyasi çerçevesini çizmeleri açısından entelektüel bir konuşma olmuştur.. Açık oturumda dile getirilen hususlardan kısaca söz etmek istiyorum. Özellikle oturum başkanının soruları ve yönlendirmesi ile bana göre ortaya olumsuz ve anlamsız şöyle bir tablo çıkmıştır. 1- İnsan hakları batı tarafından uydurulan ve bizlere dayatılan ama bizim kültürümüzle de çok alakası olmayan bir kavramdır. 2- İnsan hakları devlete karşı olanların kullandığı bir kavramdır. 3- Ali Fuat BAŞGİL’den alıntı ile “Demokrasinin eğitimsiz toplumların elinde alev topuna dönüşeceği” şeklindeki söz. Bu hususlara kesinlikle katılmadığımı daha önce yazmış olmama rağmen ilk iki yazımda cevap niteliğinde ifadelerin olduğunu belirtmem sanırım yeterlidir. Dünyada insan hakları ihlali karnesinin hiçte iç açıcı olmadığını baştan söylemem gerekir. İnsanlık tarihi özellikle batı merkezli tarih insan hakları ihlalleri ile doludur. Özellikle Kıta Avrupasının 1500lü yıllarda başlattığı gelişim hamlesi ve Amerika’nın 1800’lü yıllarda tarih sahnesine çıkarak gücüne güç katma mücadelesi beraberinde çok sayıda hak ihlali sahnelerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Özellikle son yıllarda bu anlayış yüz binlerce insanın ölmesine, milyonlarca insanın sakat kalmasına, milyonlarca insanın göç etmesine kadınların dul, çocukların babasız evsiz, yurtsuz kalmalarına sebep olmuştur. Çok geriye gitmeye gerek yok. Özellikle son 50 yıl imzalanan onca uluslar arası sözleşmelere rağmen insanı insanlığından utandıran onlarca insan hakkı ihlali sözkonusudur. İnsan hakları sorunu son 50 yılda imzalanan birçok anlaşma ile uluslar arası düzeyde kayıt altına alınmıştır. 10 Aralık 1948’de ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi II Dünya savaşından çıkan Dünyanın uzlaşma ile imzaladığı, içinde gerçekten evrensel ilkeleri barındıran bir sözleşmedir. Bu ve diğer sözleşmeler temelde insan haklarını koruma adına imzalanan aynı zamanda altına imza atan ülkeler açısından da bağlayıcı nitelik taşıyan sözleşmelerdir. Yine insan hakları mahkemesi iç hukuk yolunun tükendiği noktada sözleşmeye imza atan her ülke vatandaşının başvurabileceği, hakkını arayabileceği bir mahkemedir. Uygulamalara baktığımızda bu kurumların imzalanan anlaşmaların gereğini ne kadar yerine getirmektedirler sorusunu sormamız gerekiyor. Cevap ise pekte olumlu değildir. Dünyanın güçlü ülkeleri ki başta Amerika ve İsrail menfaatleri gereği uluslar arası hiçbir sözleşmeyi tanımamakta, akıllara gelen her türlü zulmü insanlara uygulamaktadırlar. Sadece son 10 yılda Amerikan merkezli ittifakın kan gölüne çevirdiği orta doğuda –Irak’ta-insan hakları raporlarına göre bir buçuk milyona yakın insanın öldüğü ifade edilmektedir. Aynı savaşta dört milyon insanın göç etmek zorunda kaldığı, yüz binlerce insanın evsiz kaldığı yüz binlerce kadının dul, çocukların yetim ve öksüz kaldığı ifade edilmektedir. Ebu Gureyb hapishanesinde insan hafızasını hayrete düşüren işkence hakaret ve aşağılayıcı görüntüler dünyanın gözü önünde yapılmıştır ve halen devam eden bu savaşta daha ne kadar insanın öleceği, işkenceye tabii tutulacağı, kadınların tecavüze uğrayacağı ve kaynakların sömürüleceği belli değildir.
11 Eylül sonrası Amerikanın Afganistan’a yaptığı saldırılarda binlerce insan ölmüş, yüzlerce insan uluslar arası sözleşmelere aykırı olmasına rağmen Guantanamo’da esir olarak tutulmuştur. Amerikanın 1970’lerde Vietnam’ı işgal operasyonunda sergilediği zulmü insanlar hala unutmamıştır. Amerikan uşağı İsrail’in 1950’lerden beri Filistin halkına yönelik uyguladığı şiddet politikası hala devam etmektedir. Her türlü uluslar arası kararlara rağmen Amerikan vetosu ile zulmünü meşru kılmaya çalışan İsrail binlerce insanı öldürmüş ve öldürmeye de devam etmektedir. Fransa’nın 1950’lerde Cezayir’e uyguladığı zulüm, Ermenilerin Azeri soydaşlarımıza yönelik 1990’larda ki soykırım sahneleri,Rusya’nın 1970’lerde ki Afganistan’ı işgali ve hala devam eden Çeçenlere yönelik baskı ve yok etme politikaları,Çin’in doğu Türkistan’da ki Müslümanlara yönelik baskıları batılı insanın yaptığı zulümlerden birkaç tanesidir. Beyaz insanın yıllardan beri sömürdüğü Afrika’nın doğal kaynakları yüz binlerce Afrikalının aç kalmasına ve binlerce insanın ölmesine sebep olmuştur. Dünyada açlık sınırında olan milyonlarca insan bulunmasına rağmen 2006 yılında dünyanın silaha harcadığı para 1 trilyon dolar civarındadır. Sadece Amerikanın silaha yaptığı yatırım açlık sınırında yaşayan binlerce insanı doyuracak miktardadır. Kısaca ifade etmeye çalıştığım bu sahneler günümüz dünyasında ki insan hakları ihlallerini göstermesi açısından birkaç örnektir. Umarız insanlık bu vahşetten ders çıkarır kendine gelir zulmünden vazgeçer. Çünkü zulümle saltanat daimi olmaz.
Bayram ÖZTÜRK |
|
| Son Güncelleme ( Salı, 18 Aralık 2007 ) |
| < İlk | Son > |
|---|


