Amasya Tarihi
Evliya Çelebi Seyehatnamelerinde Amasya Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: ozturk   
Pazartesi, 28 Temmuz 2008
17. yüzyılın ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin Amasya ile ilgili bölümünde şöyle demektedir: “Kal’ası eski devirlerde, Amelika Kavminin yapısıdır. Nice yüz padişahtan kalma bir Anadolu kal’asıdır. 1084 yılında Danişmen oğullarından Melik Gazi Rumlar elinden fethetmiştir. Danişmend oğullarından Selçuklulara, onlardan Temür (Timur) çağında Osmanlılara geçmiş, Yıldırım Bayezid Han, Timur’dan zarar görmesin diye, bu kal’ayı fethettikten sonra, buraya şehzadesi İsa Çelebiyi tayin etmiştir. Padişah şehri olup, hutbe okunmuş, “Azze nasruhu duribe fi Amasya” diye sikke akçe kesildi. Çünkü dağlarında ve şehirde gümüş madenleri vardır. Padişahlara mahsus has saray ve bahçe yapılarak, Amasya Osmanlı Hanedanı’nın taht şehri oldu. Fatih zamanında, Sivas eyaleti toprağında, Amasya beyinin oturduğu yerdir diye yazılmıştır. Büyük bir şehir olduğundan, bir kaç kere arpalık yolu ile Üç Tuğlu vezirlere armağan verilmiştir.”

“Amasya Kal’ası çok yüksektir. Yüksek bir tepe üzerindeki duvarları, kuleleri, burçları her zaman bulutlar içinde kaybolmuş görünür. Öğleyin açık havada iç kal’ada bulunan camilerin minareleri, konakların damları gözükür. Beş köşeli kal’anın çepeçevre büyüklüğü 9060 adımdır. Çok ustalıkla yapılmış, kesme taştan bir kal’a olup 41 kulesi 80 bedeni vardır. İçindeki evlerin sayısını tam olarak bilemiyorsam da eski biçim konakları, cephaneliği, ambarları, sarnıçları güzeldir. Eteklerinde akan ırmağa inecek su yolları bulunur. Doğu yönüne bakan dört kat demir kapısı vardır. Çok garip, cehennem kuyusuna benzeyen bir de zindan gördüm. Kal’anın altı baştan başa mağaralarla bezeli olup ibretle bakılacak şeylerdir…”

“Bütün halk zevk ve şevk sahibi olduklarından, yüzleri kanlı canlıdır. Halkın bir bölüğü paşa, bey zaim, tımar ve hizmet sahibidir. Bir bölüğü de bilginler, kadılar, maaşlı şeyhler, imam hatip ve hafızlar, tüccarlar ve sanatkarlardır. Aralarında bilgi sahibi, sözü sohbeti dinlernir, nükteci çelebiler çoktur. Güzel konuşurlar. Öteki halkı: “Şuna çokuşrak aşkayıralım. Şu işi atlayıgöreli. Öğretçe er imiş” gibi şiveleriyle konuşurlar. İleri gelenleri, samurlu çuhadan ferace giyerse de orta hallileri astarlı kumaştan elbise giyerler. Kadınları güzel, sözleri ölçülü, dişleri inci gibidir. Çok edepli ve terbiyeli hatundurlar. Çavarzara adından bir bürümceğe bürünüp gezerler.”

Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Temmuz 2008 )
 
Hazeranlar Konağı mutlaka görülmeli Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: ozturk   
Pazartesi, 28 Temmuz 2008
Hatuniye Camii’nin doğusunda yer alan Yalı Evleri dizisindeki en güzel konaktır. 19. yüzyıl geleneksel sivil mimari örneklerinden biridir. Defterdarlık görevinde bulunan Hasan Talat Efendi tarafından kız kardeşi Hazeran Hanım adına 1872 yılında yaptırılmıştır. Konağın iki ayrı girişi vardır. Bunlardan birisi sübyan mektebi ile evler arasında arnavut kaldırımlı dar yolun bulunduğu avlu kapısıdır. Saçak üzerine kiremit örtülü, çift kanatlı bir kapı, bodrum kat ve haremlik mevcuttur.Avlunun batı köşesinde bina ile bütünleşmiş kazan ocağı dikkati çekicidir. Bu ocak farklı bir üslupla “hayat” denilen girişlerde değil avluda gerçekleştirilmiştir. Diğer bir giriş Hatuniye Camii avlusu ile irtibatlıdır. Çift kanatlı selamlık kapısından alçak tavanlı bir mekâna girilir.


Konağın planında, simetrik bir görünüm hâkimdir. Dört köşede birer oda yer alır ve odaların arasında uzanan orta sofa bölümü ön avluya açılır. Batı eyvanlarını, giriş kata bağlayan sade korkuluklu ahşap merdivenler işgal eder. Katlarda, oturma ve yatak odaları, avlu, kahve odası, ocaklı oda, ebeveyn ve selamlık odaları ile tuvalet, sofa etrafında yer almaktadır. 1977 yılında kamulaştırılarak onarıldıktan sonra, konakta bulunan 11 oda Amasya’nın geleneksel evlerinin dekorasyonu örnek alınarak düzenlenmiş ve “Müze Ev” olarak ziyarete açılmıştır. Konağın bodrum katı Devlet Güzel Sanatlar Galeri Müdürlüğü’dür. Kaynak :http://amasya.turizm.gov.tr/
Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Temmuz 2008 )
 
Amasya Kalesi, Kızlar Sarayı, Cilanbolu Kuyusu Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: ozturk   
Pazartesi, 28 Temmuz 2008
Amasya kalesi, Amasya il merkezinin kuzeyini kaplayan Harşena Dağı üzerindedir. Harşena Kalesi adıyla da bilinir. Amasya Kalesi’nin üzerinde inşa edildiği kaya , denizden 700. Yeşilırmak’tan ise 300 m. yüksekte bulunmaktadır. Bazı tarihçilere göre kaleyi ilk defa Pontus Kralı Mithridates tarafından yaptırılmıştır. Bazılarına göre ise; Kumandan Karsan veya Harsana yaptırdığı için Harşana / Harşena ismini almış olabileceği söylenmektedir.

Amasya Kalesi, bir çok kez el değiştirmiş ve tahrip olmuştur. Persler, Romalılar, Pontus ve Bizanslıların egemenlikleri döneminde saldırıya uğrayan Amasya Kalesi, yüzyıllar içinde yıkılmış ve her seferinde yeniden inşa edilmiştir.

Roma ve Pontuslular arasında geçen çarpışmalar sırasında önemli oranda tahrip gören Harşena Kalesi 1075’te Türklerin Amasya’yı fethetmesiyle birlikte önemli oranda onarım görmüştür. XVIII. yüzyıla kadar kullanılan Kale, bu yüzyıldan sonra askeri önemini kaybetmiştir.

Kalenin önemli tepe noktası kesme, sur duvarları moloz taşlardan yapılmış olup, Yeşilırmak’ın kıyısına kadar 8 müdafaa kademesine sahiptir. Kalede Cilanbolu denilen ve kalenin orta yerinde giriş kapısının hizasında yüksekçe bir yerden kayaya oyulmuş 150 basamakla aşağıya inilen 8 metre çapında dehliz vardır. Kalede sarnıçlar, su depoları, eteklerinde Osmanlı dönemine ait hamam kalıntıları ve kayaya oyulmuş Pontus Kral Mezarları bulunmaktadır. Kalenin sur duvarlarının çoğunluğu ayakta kalmıştır.

Bugünkü Amasya şehrinin kuzeyini kaplayan kale, İçeri Şehir (Hatuniye Mahallesi), Kızlar Sarayı ve Yukarı Kale (Harşena) olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Yeşilırmak Nehri kıyısı boyunca, İstasyon Köprüsü ile Hükümet köprüsü arasında uzanan yaklaşık 800 m.lik bir alanı kaplayan Hatuniye Mahallesi’nde Yeşilırmak’ın kuzeyinden yükselen antik sur duvarları üzerinde Amasya evleri, hamamlar ve camiler inşa edilmiştir.

Aşağı Kale olarak da adlandırılan bu bölüme Alçak Köprü’den, İstasyon Köprüsü’nden, Sultan Bayezid Camii karşısında bulunan Mağdenüs Köprüsü’nden ve Hükümet Köprüsü’nden girilebilmektedir.Kızlar Sarayı demiryolu ile İçeri Şehir’den (Hatuniye Mahallesi) ayrılmıştır.

İç Kale

Enderun Kalesi olarak da bilinir. Bu iç kaleyi, Pontus Kralı Mithridates M.Ö. 250 dolaylarında yaptırmıştır. Sarayın bulunduğu teraslar güzel ve temiz bir görünümdeki destek duvarlarından başka günümüze gelebilen bir kalıntısı yoktur.Sarayın XVI.yüzyıla kadar kullanıldığı bazı kaynaklardan öğrenilmektedir. Sarayın dış bölümünün taştan, iç kısmının tuğla ve ahşaptan olduğunu sanılmaktadır. 1146’da iç kaleyi onartan Selçuklu Sultanı I. Mesud Amasya’yı merkez yapıp İç Kale’de cami, medrese, hamam ve saray yaptırmış, ölünceye kadar da burada oturmuştur.

Kızlar Sarayı

Kızlar Sarayı, İç kalenin üzerinde bulunan mağaraların altındadır. Sinop mutasarrıfı İsfendiyar Bey’in torunu Doğrak Hatun Amasya’ya geldiği zaman, Selçuk Sarayına giremeyince, Kızlar Sarayı yaptırılmıştır. Bu sarayın yapımından sonra İsfendiyar Beyleri, çevrede yaptıkları fetih ve savunmalarda Amasya’yı bir üs gibi kullanmışlar ve Kızlar Sarayında ikamet etmişlerdir.

Kızlar Sarayı, 150 yıldan uzun bir süre Osmanlı şehzadelerine, hatunlarına ve valilerine mekan olmuştur. 1852 yılına kadar faal bir biçimde hizmet vermiştir. Bu tarihten sonra Amasya ayânına terk edilmiştir. Daha sonra ise kendi kaderine bırakılmıştır. Bugün tamamen harap durumdadır.

Cilanbolu Kuyusu

Amasya kalesinde çok sayıda dehliz ve su kuyuları bulunmaktadır. Bu kuyuların en ünlüsü Cilanbolu diye isimlendirilen yerdir. Cilanbolu kuyusu, Harşena kalesinin orta yerinde, büyük kapının hizasında bulunan yüksek yerde, güneyden kuzeye doğru gitmektedir. Yüz elli kadar basamakla aşağıya inilir. Daha aşağılarda tahribat sonucu merdivenler kaybolmuştur. Kuyunun girişi geniş ve yuvarlaktır. Önce kagir olarak başlayan kuyu, daha aşağılarda kayaların oyulması biçiminde devam etmektedir.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Temmuz 2008 )
 
Amasya tarihi hakkında kısa bilgiler Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: ozturk   
Pazartesi, 28 Temmuz 2008
Yapılan arkeolojik araştırma ve bulgulara göre Amasya’da ilk yerleşme M.Ö. 5500 yıllarında başlayıp Hitit, Frig, Kimmer, İskit, Lidya, Pers, Hellenistik - Pontus, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerinde de kesintisiz olarak devam etmiştir.Bu dönemlerin arkeolojik yerleşim yerlerine ait kalıntılar halen mevcuttur. Amasya merkezinde uygarlıklarından derin izler bırakan Pontuslar’ın (M.Ö.333 - M.Ö.26) Krallarının ölümünden sonra kayalara oymak suretiyle yaptıkları Kral Kaya Mezarları, bu gün bile ilimizin anıtsal eserleri arasında yer Devamını okuyun »
Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Temmuz 2008 )
Devamını oku...