|
Videolarımız: Geydoğan Köyü Tanıtımı |
|
|
|
Bu yazıyı gönderen: Ahmet ÖZKAN
|
|
Cumartesi, 13 Eylül 2008 |
|
GEYDOĞAN KÖYÜ TANITIM VİDEOLARI...
Bizleri ziyaret eden değerli dostlar, Elbette Videolarımıza sizler tarafından ilginin yoğun olduğunu görüyoruz. Çok teşekkür ederiz sizlere. Siz değerli ziyaretçilerimizin Geydoğan Köyü videosu hakkındaki yorumu bizi harekete geçirdi. Konuyu |
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 13 Eylül 2008 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
TAŞOVA'DA RAMAZAN |
|
|
|
Bu yazıyı gönderen: hasan özturk
|
|
Cuma, 12 Eylül 2008 |
Adı Soyadı:Hasan Öztürk Mesleği:Emekli Öğretmen Doğ Yeri:Yerkozlu İkameti:Atakum/Samsun Doğum yılı:1959 İletişim:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
| TAŞOVA'DA RAMAZAN | Almanya'dan dostum Semih Baykal, Taşova'dan Tevfik kardeşim yeni yazı nere de ? diye bana sorup duruyorlardı.. Ben de kurulu saat mi? bu ha, deyince hemen yazı yazılabilsin! diyordum. Ben; genelde Ramazan-ı Şerif ile ilgili bir yazı derlemeden önce mutlak Taşova'ya gitmeli ve oradaki manevi havayı da koklamalıydım.. Nitekim bende öyle yaptım. Taşova'daki sevdiklerimle ve dostlarımla birlikte olmak ve mübarek ayın feyzinden birlikte nasiplenmek için Taşova'ya gittim. Oruç tutmayanların, tutanlara karşı saygı gösterdiği, fırın önündeki güzel sohbetlerin kırıla gittiği, dükkan önlerinde tavla oynama ve seyretme gayreti, vakit ve teravih namazlarına yetişme telaşı, Faravga üzümü ile Kızgüldüren ve Herizdağ üzümlerinin kendi aralarındaki tatlı yarışı... Eski Dene pazarında Belediyenin yaptığı çalışmaları yerinde pür-dikkat izleyen insanların meraklı bakışları..
Belediyenin açmış olduğu İFTAR ÇADIRINDA her kesimden insanın birlikte oruç açma mutluluğu....ve geceleyin mahalle aralarında dolaşan emektar davulcumuz. Bu arada, top patlatmanın da kolayını bulmuşlar; barut ve çaputla uğraşmak yok.. Düğünlerde atılan fişek artık topun yerini almış... Eskiden atılan topun; belki de on misli fazlası bir ses.. yer gök inliyor... Taşova'ya giderseniz , ezan sonrası bu sese dikkat edin...
Top patlayana dek, Samsun Caddesi ile hükümet parkı arasında mekik dokuyan insanların, Köprü başı ve ırmak kenarına doğru yürüyen insanlara nazire yaparcasına bıkmadan-usanmadan Taşova'yı turlamaları .... iftar sonrası gece 3 'e kadar, iyi bir işletmecilik örneği sergileyen Gazi'nin, Memo dayı eşliğinde nargile ve çay hizmeti sunulan Hükümet Çay Bahçesinde insanlarımıza layık olduğu değeri vermeleri...ve onları geç vakte kadar ağırlamaları... Benim ilk günkü izlenimlerim arasında yer almıştı..... Beni Almanya'dan arayan dostum Semih Baykal'a " hadi gel de pide kuyruğuna girelim " dediğim de.... "Arkadaş ; ne derseniz deyin, bir başka olur Taşova'mızda Ramazan günleri..... İnsan Ramazan ayında daha çok arıyor Taşova'yı ve fırın önündeki muhabbetleri- pide kapma yarışını...ve de mis kokulu pidelerini....." "Haklısın, dostum .. senin yerine ben şu an pide kuyruğundayım " diyorum... Gerçekten de pide kuyruğundaydım..
Birol Öztürk ile Zeki Konyar 2 pide yi bir an önce alıp, tüymek için kendilerini paralıyorlar.... Tam ustanın küreğinin arkasında duran Zeki Konyar'ı ise , uyarmak zorunda kaldım. "Nerdeyse karnın deşilecek, gözün çıkacak..." Bu arada bizim Feridun soluk soluğa... daha önce verdiği sipariş üzerine aldığı pidelerle hemen dükkanının önünde oynanan tavlayı seyretmeye koşuyor.. Avukat Hakkı Denizli ise Karsavul köyüne pide yetiştirme telaşında... Taşova Net Editörü Tevfik kardeşimi aradım. O da bir başka fırın önünde pide kuyruğunda ... Elbette ki herkesin damak tadı farklı olabiliyor....
Akşam ise, çok sevdiğim 2 dostumun Belediye İftar Çadırında vermiş olduğu iftara; Cesaret hoca, Ali Kesim, Birol Torun, Halil ibrahim Öztürk kardeşimle birlikte iştirak ediyoruz.. Bu tür çadırlarda herkesin oruç açması gerekli bence... bir olmak, birlikte aynı manevi havayı solumak ve insanların da böyle bir havayı solumalarına da.. vesile olmak... İşte bu tür yüce duygular da Ramazan-ı Şerife has olan, kolay kolay elde edilemeyen ender yaşanan duygular olsa gerek... Çayı elbette herkes çok sever. Bana; çayı çok seven birini göster bakalım deseler artık gönül rahatlığıyla Cesarettin Tuzla'yı gösterebilirim. İftar sonrasında, ikram edilen semaver çayından ise, kaç tane içtiğimi bile sayamadım.... Sadece, Cesarettin Hocamın 15 e yakın çay içtiğinin farkında olabildim. Ben frenlemesem semaverin dibi delinecek..
İftar sonrası, yaptığı servisle bizi hem hayrete hemde çaya boğan .. Şeref Kuşdil kardeşime ise, ne desem az olur... Allahım adımın kadar sevap yazsın kardeşim. Birden Ali Rıza Ağış kardeşiminde bizi arayıp, markete davet etmesi üzerine Özgür Babanın marketinde alıyoruz.. soluğumuzu....
Ali Rıza kardeşimin her zaman centilmenliği yine üzerinde ....İkramlar, aynen devam ediyor...Geç vakit oradan ayrılıyoruz.. " Ben yarın dönüyorum " dediğimde,, Perdeci arkadaşım Nevzat Bey, Halil kuru, Mahir ve Fehim kardeşlerim bir gün daha kal diye ısrar edince, dönüşümü bir gün ertelemiştim.. Dostlarımın, öğleden sonra güveç ellerinde hazırlık yaptıklarını görünce, işin rengi belli oldu dedim.. Akşama güveç ziyafeti vardı... Eski Belediye Caddesi, şimdilerde Hükümet Caddesinde dışarıya iki masa atıyoruz.. Kavlağan ağacının dibinde iki semaver kaynamaya hazır.. Menüde , güveç, salata, faravga üzümü ve cola var... 8 kişi güvecin hakkından gelemiyoruz.. Geri kalanı sahura ayırıyorlar. Bu arada iftar sonrası ilk teşrif eden Kadir Baba (gündüz) sonrasında Cengiz Önder, Ali Rıza Günaydın, Kadir Torun., Fethi Usta, Naci Konyar abi, ve daha nice gelip giden güzel insanlarımız...
Ağacın yanı başına kurulan televizyondan da göz ucuyla milli macı seyrediyoruz.. Gençlerle birlikte yaklaşık 10 kişi.. Burak Gündüz'ün fanatik fenerliliği yüzünden maç seyretme zevkim bile kalmıyordu...Bunun milli bir maç olduğunu bir türlü anlatamadım... Bu arada, iftarı Nevzat beyin dükkanında açan Gülhanım Çakırtaş hanımefendi, çay için bizim yanımıza geliyor.. Akabinde de eski belediye başkanı Özgür Özdemir... ve sonra da bizim Kuyumcu Faruk...ve de kardeşim dediğim Ali Rıza Ağış...ile . Şakir Hocam.... Birinci semaver bitti-bitmedi ki.. Mustafa Demir kardeşimizde çay ve sohbet faslında yerini alıyor... Herkes projelerinden bahsediyor.. 20 dakika sonrasında ise, Deniz Sümer ve kayınpederi yerini alıyor .. demokrasi kamelyasında...
İşte gerçek bir Demokrasi örneği diyorum.. Buna vesile olan da.. Barış, sağlık ve güzelliklerin sergilendiği bir ay olan on bir ayın sultanı RAMAZAN..... Ankara'dan yani, yoldan yeni gelen Belediye Başkanımız Mustafa Korkmaz'ı arayıp çağırmak geldi.. Birden içimden... Kendisi yol yorgunudur diye düşündüm ve fikrimden bir anda vazgeçtim.
O akşamı ölümsüzleştirmek için 3 poz da resim çektirdik. İnşallah sitelerde yayınlanır. Birlik ve beraberliğe ihtiyacımızın çok olduğu bu günlerde bu tür fotoğraflara ülkemizin ve Taşova'mızın çok ihtiyacı var diye düşünüyorum... Herkese iyi ramazanlar diliyor, şimdiden Ramazan bayramınızı da kutluyorum.... DOSTÇAKALIN. |  | HASAN ÖZTÜRK |  | <<<<<Hasan Öztürk'ün Yazılar Fihristi - ANASAYFA>>>>> | |
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 08 Kasım 2008 )
|
|
|
Videolarımız: Sağlık Meslek Lisesi 2008 |
|
|
|
Bu yazıyı gönderen: Ahmet ÖZKAN
|
|
Perşembe, 11 Eylül 2008 |
|
Sağlık Meslek Lisesinde okuyanlar, okulunun özlemini içinde hissedenler...Sizler için Sağlık Meslek Lisemizi video tanıtımını yayınladık. Umarız bir nebze hasret giderirsiniz. |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 11 Eylül 2008 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Çınarlarımız: REMZİ GÜNAYDIN |
|
|
|
Bu yazıyı gönderen: Ömer CELEP
|
|
Çarşamba, 10 Eylül 2008 |
Remzi Günaydın’ın dedeleri Trabzonlu. Kendisi ise Taşovalı. Bir insanın nereli olduğu elbette ki çok önemli değil. İnsan için en önemli olan nereli olduğu değil “NE” olduğudur. Onları gruplarına, kökenlerine göre sınıflandırmak, bunlara göre değerlendirmek son derece yanlıştır. Bu yanlışa düşmeyeceğiz veya en azından düşmemeye gayret edeceğiz. Ancak, bizim toplumumuzda insanları tanıyabilmek için bazen, ya isimleri yanına meslek unvanı, ya memleket unvanı ya da değişik bir lakap eklenir. Remzi ağabeyi bu nedenle nereli olduğu ile beraber ifadeyi uygun gördük. Remzi Günaydın özellikle eskilerin bildiği gibi gıda iş kolundaki çalışmalarıyla hayatını geçindirme yolunu seçmiştir. Buradan hareketle onu eski “Fırıncı Remzi” olarak bilinir. Çocukluğumuzda Remzi Abinin yaptığı ekmekleri iyi hatırlarım ve yediğim bütün ekmeklerde inanın o tadı ararım ama bulmak mümkün değil. O lezzet, ekmeğin hammaddesi olan buğdaydan mı, undan mı yoksa Remzi Ağabeyin hünerinden mi bilmem fakat galiba hünerinden. Çünkü bir defasında bir sohbetini izledim. Benimle değil de birileriyle ekmek ve fırıncılık konusunda bir tartışma yapıyorlardı hiç lafa karışmadan dinledim. Öyle şeyler anlatıyordu ki, söyledikleri hiç duymadığım hatta düşünmediğim ayrıntılardı. Ekmeğin gramajında, içinde bulunan unsurların, en küçük ayrıntıların bile son derece etkili olduğunu anlatıyordu. Ekmekte bulunan tuz, katılan su bile ekmeğin ağırlığını etkileyeceğinin hesaplarını yapmıştı. O zaman anladım ki Remzi Abi iş adamı olmanın yanında aynı zamanda bir hesap adamıdır da. Zaten hesap adamı olmayan iş adamı olamaz ya hoş. Remzi Abi bunu gerçekten çok iyi yapmış ayarlamış çok zeki bir insan olduğu sanki alnında asılı gibi. Fırıncı kalfası olarak başladığı iş kolunda, ilerleyip, fırın sahibi, değirmenci ve modern değirmenci yani un üreten bir fabrikaya sahip olmanın bedeli oldukça ağır olmalı. Bu, mutlak bir azim ve sabırlı bir sebatın eseridir. Doğaldır ki, siz hayatta böyle mücadele ederek, galip gelip iyi bir yaşam ortamı temin ederken hayat boş durmuyor. Verdiklerinin karşılığında sizden bir şeyler de alıyor.Örneğin saçınızı ağartıyor, gücünüzü zayıflatıyor, yüzlerinizi çentikli çizgiler artıyor. Çalıştırdığı un fabrikasına ekstradan öyle aletler yapmış ki, adeta yapılan, üretilen fabrika malı aletlere farklı bir misyon yüklemiş sanırsınız. Bir amaçla üretilen bir aletten adeta çok yaralanmasını bilecek kadar zeki ve hünerli bir insan. Bu hüner Remzi Abinin Karadenizli olmasından mı yoksa kendisinden gelen bir özellik mi bilemem ama galiba kendisine Allah’ın bahşettiği bir lütuf olsa gerek. Sağlıkla kalın Remzi Abi, sağlıklı olun dileriz. |
|
Son Güncelleme ( Pazar, 21 Aralık 2008 )
|
|
|