Amasya Genel
ŞAHİNLER İLKÖĞRETİM OKULU' NUN OKS ve SBS DE MUHTEŞEM BAŞARISI Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: admin   
Perşembe, 18 Eylül 2008


Amasya Milli Eğitim Müdürlüğü 2007 /2008 OKS ve SBS Okuların İl Sıralamalarını Açıkladı
ŞAHİNLER İLKÖĞRETİM OKULU İL BİRİNCİSİ
Açıklanan sonuçlara göre İlçemiz okullarından Şahinler İlköğretim Okulu almış olduğu 323 OKS okul puanına göre Amasya' da 102 ilköğretim okulu arasında 1 ve 2. liği özel okulların aldığı sıralamada Devlet Okulları arasında 1. olmuş ve adını en tepeye yazdırmayı başarmıştır.

Devamını oku...
 
Videolarımız: Geydoğan Köyü Tanıtımı Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: Ahmet ÖZKAN   
Cumartesi, 13 Eylül 2008

 GEYDOĞAN KÖYÜ TANITIM VİDEOLARI...

Bizleri ziyaret eden değerli dostlar,

Elbette Videolarımıza sizler tarafından ilginin yoğun olduğunu görüyoruz. Çok teşekkür ederiz sizlere. Siz değerli ziyaretçilerimizin Geydoğan Köyü videosu hakkındaki yorumu bizi harekete geçirdi. Konuyu

Son Güncelleme ( Cumartesi, 13 Eylül 2008 )
Devamını oku...
 
TAŞOVA'DA RAMAZAN Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: hasan özturk   
Cuma, 12 Eylül 2008
 Adı Soyadı:Hasan Öztürk
Mesleği:Emekli Öğretmen
Doğ Yeri:Yerkozlu
İkameti:Atakum/Samsun
Doğum yılı:1959
İletişim: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

TAŞOVA'DA RAMAZAN

Almanya'dan dostum Semih Baykal,  Taşova'dan Tevfik kardeşim yeni yazı nere de ?  diye   bana sorup  duruyorlardı.. 
Ben de  kurulu saat mi? bu  ha, deyince  hemen yazı yazılabilsin! diyordum.
Ben;  genelde Ramazan-ı Şerif ile ilgili bir yazı derlemeden önce mutlak Taşova'ya gitmeli ve oradaki manevi havayı da koklamalıydım.. Nitekim  bende öyle yaptım.
Taşova'daki sevdiklerimle ve dostlarımla birlikte olmak ve mübarek ayın feyzinden birlikte nasiplenmek için Taşova'ya gittim.
Oruç tutmayanların,  tutanlara karşı saygı gösterdiği, fırın önündeki güzel sohbetlerin kırıla gittiği,  dükkan önlerinde tavla oynama ve seyretme gayreti,  vakit ve teravih namazlarına yetişme telaşı, Faravga  üzümü ile Kızgüldüren ve Herizdağ üzümlerinin kendi aralarındaki tatlı yarışı...
Eski Dene pazarında Belediyenin yaptığı çalışmaları yerinde pür-dikkat izleyen insanların meraklı bakışları..

Belediyenin açmış olduğu İFTAR ÇADIRINDA   her kesimden insanın birlikte oruç açma mutluluğu....ve geceleyin mahalle aralarında dolaşan  emektar davulcumuz.
Bu arada, top patlatmanın da kolayını bulmuşlar; barut ve çaputla  uğraşmak yok..    Düğünlerde atılan  fişek artık topun yerini almış...   Eskiden atılan topun;  belki de on misli fazlası bir ses..  yer gök inliyor...
Taşova'ya giderseniz ,  ezan sonrası bu sese dikkat edin...

Top patlayana dek,  Samsun Caddesi ile hükümet parkı  arasında mekik dokuyan insanların,  Köprü başı ve ırmak kenarına doğru yürüyen insanlara  nazire yaparcasına bıkmadan-usanmadan Taşova'yı turlamaları ....
iftar sonrası  gece 3 'e kadar,  iyi bir işletmecilik örneği sergileyen Gazi'nin, Memo dayı eşliğinde nargile ve çay hizmeti sunulan  Hükümet Çay Bahçesinde insanlarımıza layık olduğu değeri vermeleri...ve onları geç vakte kadar ağırlamaları...
Benim ilk günkü izlenimlerim arasında  yer almıştı.....
Beni Almanya'dan arayan dostum Semih Baykal'a " hadi gel de pide kuyruğuna girelim "  dediğim de....
"Arkadaş ; ne  derseniz  deyin,  bir başka olur Taşova'mızda Ramazan günleri.....  İnsan  Ramazan ayında daha çok arıyor Taşova'yı ve  fırın önündeki muhabbetleri- pide kapma yarışını...ve de  mis kokulu  pidelerini....."
"Haklısın,  dostum  ..  senin yerine ben şu an pide kuyruğundayım "   diyorum... 
Gerçekten de pide kuyruğundaydım..

Birol Öztürk ile  Zeki Konyar  2 pide yi bir an önce alıp, tüymek için  kendilerini  paralıyorlar....  Tam ustanın küreğinin arkasında duran  Zeki Konyar'ı  ise , uyarmak zorunda kaldım.
"Nerdeyse  karnın  deşilecek,  gözün çıkacak..."
Bu  arada bizim Feridun  soluk soluğa... daha önce verdiği sipariş üzerine aldığı pidelerle  hemen dükkanının önünde oynanan tavlayı seyretmeye koşuyor.. Avukat Hakkı Denizli ise  Karsavul köyüne pide yetiştirme telaşında...
Taşova Net Editörü  Tevfik kardeşimi aradım. O  da  bir başka fırın önünde  pide kuyruğunda  ...  Elbette ki herkesin damak tadı farklı olabiliyor....

Akşam ise,  çok sevdiğim 2 dostumun  Belediye İftar Çadırında vermiş olduğu  iftara;   Cesaret hoca, Ali Kesim, Birol Torun, Halil ibrahim Öztürk kardeşimle birlikte iştirak ediyoruz..
Bu tür çadırlarda  herkesin oruç açması  gerekli bence... bir olmak,  birlikte aynı manevi havayı solumak ve  insanların da  böyle bir havayı solumalarına da.. vesile olmak...
İşte bu tür yüce duygular da  Ramazan-ı  Şerife  has olan, kolay kolay elde edilemeyen  ender yaşanan duygular  olsa gerek...
Çayı elbette herkes çok sever.  Bana;  çayı çok seven birini göster bakalım   deseler  artık gönül rahatlığıyla Cesarettin Tuzla'yı gösterebilirim.
İftar sonrasında, ikram edilen semaver çayından ise, kaç tane içtiğimi bile sayamadım....  Sadece,  Cesarettin Hocamın  15  e  yakın çay  içtiğinin  farkında olabildim.
Ben frenlemesem  semaverin dibi delinecek..

İftar sonrası, yaptığı servisle bizi hem hayrete hemde çaya boğan .. Şeref  Kuşdil  kardeşime ise, ne desem az  olur... Allahım adımın  kadar sevap yazsın  kardeşim.
Birden Ali  Rıza Ağış  kardeşiminde bizi arayıp, markete davet etmesi üzerine  Özgür Babanın marketinde alıyoruz..  soluğumuzu....

Ali Rıza kardeşimin her zaman centilmenliği yine üzerinde  ....İkramlar,  aynen devam ediyor...Geç vakit oradan ayrılıyoruz..
" Ben yarın  dönüyorum "  dediğimde,,   Perdeci  arkadaşım  Nevzat Bey,  Halil kuru, Mahir ve Fehim  kardeşlerim  bir gün daha kal diye ısrar  edince,  dönüşümü bir gün ertelemiştim..
Dostlarımın,  öğleden sonra  güveç  ellerinde  hazırlık yaptıklarını görünce,  işin rengi belli oldu  dedim.. Akşama güveç  ziyafeti vardı...  Eski Belediye Caddesi,  şimdilerde Hükümet Caddesinde  dışarıya iki masa  atıyoruz..  Kavlağan ağacının dibinde iki semaver  kaynamaya hazır..
Menüde ,  güveç,  salata, faravga üzümü  ve cola var...  8  kişi  güvecin hakkından gelemiyoruz..  Geri kalanı sahura ayırıyorlar.
Bu  arada  iftar sonrası ilk teşrif eden Kadir Baba (gündüz) sonrasında Cengiz Önder, Ali Rıza Günaydın, Kadir Torun., Fethi Usta, Naci Konyar abi, ve daha nice gelip giden  güzel insanlarımız...

Ağacın yanı başına kurulan televizyondan da göz ucuyla milli macı seyrediyoruz..  Gençlerle birlikte yaklaşık  10  kişi.. Burak Gündüz'ün fanatik fenerliliği yüzünden maç seyretme zevkim bile kalmıyordu...Bunun milli bir maç olduğunu bir türlü anlatamadım...
Bu arada,  iftarı  Nevzat beyin dükkanında açan Gülhanım Çakırtaş  hanımefendi, çay için bizim yanımıza geliyor.. Akabinde de eski belediye başkanı Özgür Özdemir... ve  sonra  da bizim  Kuyumcu Faruk...ve de  kardeşim  dediğim  Ali Rıza Ağış...ile . Şakir Hocam....
Birinci semaver bitti-bitmedi ki..   Mustafa Demir kardeşimizde çay ve sohbet faslında yerini alıyor... Herkes projelerinden bahsediyor.. 20  dakika sonrasında ise, Deniz Sümer ve kayınpederi  yerini alıyor  .. demokrasi   kamelyasında...

İşte gerçek bir Demokrasi örneği  diyorum..
Buna vesile olan da..  Barış,  sağlık  ve güzelliklerin sergilendiği bir ay olan  on bir ayın sultanı  RAMAZAN.....
Ankara'dan yani,  yoldan yeni gelen Belediye Başkanımız  Mustafa Korkmaz'ı arayıp çağırmak geldi..   Birden  içimden...
Kendisi yol yorgunudur diye düşündüm ve fikrimden bir anda vazgeçtim.

O akşamı ölümsüzleştirmek için 3 poz da resim çektirdik. İnşallah sitelerde  yayınlanır. Birlik ve beraberliğe ihtiyacımızın çok olduğu  bu günlerde bu tür fotoğraflara ülkemizin ve Taşova'mızın çok ihtiyacı var diye düşünüyorum...
Herkese iyi ramazanlar diliyor,  şimdiden Ramazan bayramınızı da  kutluyorum....
DOSTÇAKALIN.
 
HASAN ÖZTÜRK

<<<<<Hasan Öztürk'ün Yazılar Fihristi - ANASAYFA>>>>>

Son Güncelleme ( Cumartesi, 08 Kasım 2008 )
 
Videolarımız: Sağlık Meslek Lisesi 2008 Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: Ahmet ÖZKAN   
Perşembe, 11 Eylül 2008

Sağlık Meslek Lisesinde okuyanlar, okulunun özlemini içinde hissedenler...Sizler için Sağlık Meslek Lisemizi video tanıtımını yayınladık. Umarız bir nebze hasret giderirsiniz.

Son Güncelleme ( Perşembe, 11 Eylül 2008 )
Devamını oku...
 
Çınarlarımız: REMZİ GÜNAYDIN Yazdır E-posta
Bu yazıyı gönderen: Ömer CELEP   
Çarşamba, 10 Eylül 2008
Remzi Günaydın’ın dedeleri Trabzonlu. Kendisi ise Taşovalı. Bir insanın nereli olduğu elbette ki çok önemli değil. İnsan için en önemli olan nereli olduğu değil “NE” olduğudur. Onları gruplarına, kökenlerine göre sınıflandırmak, bunlara göre değerlendirmek son derece yanlıştır. Bu yanlışa düşmeyeceğiz veya en azından düşmemeye gayret edeceğiz. Ancak, bizim toplumumuzda insanları tanıyabilmek için bazen, ya isimleri yanına meslek unvanı, ya memleket unvanı ya da değişik bir lakap eklenir.  Remzi ağabeyi bu nedenle nereli olduğu ile beraber ifadeyi uygun gördük.
Remzi Günaydın özellikle eskilerin bildiği gibi gıda iş kolundaki çalışmalarıyla hayatını geçindirme yolunu seçmiştir. Buradan hareketle onu eski “Fırıncı Remzi” olarak bilinir. Çocukluğumuzda Remzi Abinin yaptığı ekmekleri iyi hatırlarım ve yediğim bütün ekmeklerde inanın o tadı ararım ama bulmak mümkün değil. O lezzet, ekmeğin hammaddesi olan buğdaydan mı, undan mı yoksa Remzi Ağabeyin hünerinden mi bilmem fakat galiba hünerinden. Çünkü bir defasında bir sohbetini izledim. Benimle değil de birileriyle ekmek ve fırıncılık konusunda  bir tartışma yapıyorlardı hiç lafa karışmadan dinledim. Öyle şeyler anlatıyordu ki, söyledikleri hiç duymadığım hatta düşünmediğim ayrıntılardı. Ekmeğin gramajında, içinde bulunan unsurların, en küçük ayrıntıların bile son derece etkili olduğunu anlatıyordu. Ekmekte bulunan tuz, katılan su bile ekmeğin ağırlığını etkileyeceğinin hesaplarını yapmıştı. O zaman anladım ki Remzi Abi iş adamı olmanın yanında aynı zamanda bir hesap adamıdır da. Zaten hesap adamı olmayan iş adamı olamaz ya hoş. Remzi Abi bunu gerçekten çok iyi yapmış ayarlamış çok zeki bir insan olduğu sanki alnında asılı gibi.
Fırıncı kalfası olarak başladığı iş kolunda, ilerleyip, fırın sahibi, değirmenci ve modern değirmenci yani un üreten bir fabrikaya sahip olmanın bedeli oldukça ağır olmalı. Bu, mutlak bir azim ve sabırlı bir sebatın eseridir. Doğaldır ki, siz hayatta böyle mücadele ederek, galip gelip iyi bir yaşam ortamı temin ederken hayat boş durmuyor. Verdiklerinin karşılığında sizden bir şeyler de alıyor.Örneğin saçınızı ağartıyor, gücünüzü zayıflatıyor, yüzlerinizi çentikli çizgiler artıyor.
Çalıştırdığı un fabrikasına ekstradan öyle aletler yapmış ki, adeta yapılan, üretilen fabrika malı aletlere farklı bir misyon yüklemiş sanırsınız. Bir amaçla üretilen bir aletten adeta çok yaralanmasını bilecek kadar zeki ve hünerli bir insan.
Bu hüner Remzi Abinin Karadenizli olmasından mı yoksa kendisinden gelen bir özellik mi bilemem ama galiba kendisine Allah’ın bahşettiği bir lütuf olsa gerek.
Sağlıkla kalın Remzi Abi, sağlıklı olun dileriz.
Son Güncelleme ( Pazar, 21 Aralık 2008 )
 
<< Başa Dön < İlk 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Son > Sona Git >>

Sonuçlar 37 - 45 Toplam: 383