Adı Soyadı:Hasan Öztürk Mesleği:Emekli Öğretmen Doğ Yeri:Yerkozlu İkameti:Atakum/Samsun Doğum yılı:1959 İletişim:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
EĞİTİM ŞART
Bir Cumartesi sabahı, Dene Pazarı meydanında hummalı bir koşuşturma almış başını gidiyor..... Bir kısım öğrenciler dersaneye yetişmek için koşturuyor.. Esnaf ise; dükkanın önünü süpürmekle meşgul. Hacı Ali ve Kuşdil amcalarım ise; Sonbaharın son güneşinden faydalanmak için adetâ yarış içerisindeler. Emekli öğretmen Cesaret Hocamın mekanı ise yine kalabalık.
Ali Kesim hocamla birlikte, sohbetin en derin koylarında gezinti yapan dostlarımızın yanına içten bir merhaba ile yaklaşıyorum. Onlardan TAŞOVA LİSESİ bahçesinde bir tören olduğunu öğrendim. Töreninin ne için yapıldığını anlamak için hemen yola koyuldum.
Taşova Lisesine geldiğimde, İstiklâl Marşı okunuyordu.. Ardından HEM müdürü Kerim Gezer bir konuşma yaptı. Okul dışında olduğum için törenin ne için yapıldığını tam anlayamadım. Okulun dış kapısından içeri girerken içimi büyük bir heyecan kapladı. 70'li yıllarda öğrenci olarak ayrıldığım okuluma, emekli bir öğretmen olarak dönüyordum.
Milli Eğitim Müdürümüz ALİ RIZA ATASOY'un kürsüye gelip, konuşmasıyla da bende protokolde yerimi aldım. İdareci ve öğretmen arkadaşların bana karşı gösterdikleri tavır ise çok hoşuma gitmişti.
Tören, HEM (Halk Eğitim Merkezi) tarafından (dershaneye gidemeyen öğrenciler için) düzenlenmiş olan SBS (Seviye Belirleme Sınavı) ve ÖSS (Öğrenci Seçme Sınavı) kurslarının başlamasıyla ilgiliydi. Konuşmasını tamamlayan Milli Eğitim Müdürümüz; yine kendine has kibarlığıyla "Hoş geldin Hasan Hocam" diyerek, emekli bile olsa bir eğitimciye ne denli önem verdiğini gösteriyordu...
Törenin sona ermesine rağmen, bahçeden ayrılmak istemiyordum. Okulun içerisine girip eski anılarımı tazelemek istiyordum. Niyetimi sezen, Mithat Yılmaz, Salih Zeki Gültekin ve Malkoç Müdürüm, kibar bir şekilde beni içeri davet ediyorlardı.
Eskiden, basamaklarını üçer-dörder arşınladığım merdivenlere ayak tabanlarımın her temâsında, heyecan ve burukluğu bir arada yaşıyordum, yaşlı ve yorgun yüreğimde..
İdare katına çıktığımda ise, duvarlarda asılı olan resimler takıldı birden gözüme. Taşova Lisesinden mezun olup ta, başarılı olan kardeşlerimizden ; Mehmet Sayan, Birsel Altun, Fuat Bursalı, Zafer Uysal, Mehmet Uslu ise.. bu isimlerden sadece bir kaçı... "AHDE VEFA BUDUR İŞTE " diyorum... kendi kendime...
Kahvaltı yapalım diye ısrar edilmesine rağmen, Ali Rıza Beyden izin alarak, fedakâr idareci ve öğretmenlere başarılar dileyip, eski okuluma.. bir kez daha veda ediyordum.
Ben, her ortamda dile getiriyorum; Taşova'mızda, eğitim ve öğretim adına güzel işler gerçekleştiriliyor. SBS ve ÖSS sınavlarında öğrencilerimizin başarılarının küçümsenmesinin hiç bir haklı gerekçesi olamaz.
Özellikle, merkezi okullarımız yanında, Amasya ve hatta Türkiye çapında başarısından sıkça söz edilen okulumuz; Şahinler İlköğretim Okulunun başarısını göz ardı etmemiz mümkün müdür? Taşova'da eğitim gören öğrencilerin; kılık-kıyafetleri yanında güzel davranışlarına da sıkça şahit olmuşumdur.
Çoğu kez, öğrencileri durdurup, onlara; sorular sorarım. Güzel Türkçeleriyle verdikleri doğru cevaplar karşısında onları yetiştiren ailelere ve eğitimcilere olan hayranlığım ise bir kat daha artardı.
Eğitimde bu güzel ortamı sağlayan, öğrencilerimizi donanımlı bir şekilde yetiştiren tüm MİLLİ EĞİTİM CAMİASINA ne kadar teşekkür etsek azdır.
Kaymakamlığımızın, Taşova Belediyesinin, TEKVA'nın eğitime olan katkısı ise asla inkar edilemez. Taşovalılar olarak bizlerinde, eğitime destek olacak çalışmaların yanında olmamız gerektiğine inanıyorum.
Kavgasız, gürültüsüz, huzurlu bir şekilde yaşamamız ve birbirimizi sevmemiz için biz de diyoruz ki: EĞİTİM ŞART.
Adı Soyadı:Hasan Öztürk Mesleği:Emekli Öğretmen Doğ Yeri:Yerkozlu İkameti:Atakum/Samsun Doğum yılı:1959 İletişim:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
KRİZLERDEYİM.....
Dünyada göstergeler dibe vurmuşken, bizde hamdolsun(!) gösterge hep yukarıyı gösteriyor. Siyasilerin; özellikle kriz dönemlerinde, ekonomi ile ilgili görüşlerine çoğu zaman hayret etmişimdir. Rakamlarla göz boyama ve hayatın gerçeklerini göstermeme sanatı icra ediliyor. Kendilerine karşı yorum yapanları da felaket tellalı ilan edenlere ise ben de buradan çağrı yapıyorum: Buyurun, işçi-memur-emekli-asgari ücretliye reva gördüğünüz para ile siz mucize yaratın. Hayatınızı bir idame ettirin de biz de görelim. 2009'da kişi başına düşen gelir 10.000 dolar olacakmış (!) Her doğan çocuğun 3000 dolar borçla doğduğunu biz yıllardır okuyoruz. Kapitalizmin şımarık çocuğu İZLANDA bile kişi başına düşen gelir 40.000 dolar olmasına rağmen batmıştır. İzlanda'nın batışı; şişirme rakamların bizleri geçen zaman içinde ne denli yanıltabileceğinin de bir ispatıdır.
Dünyada ilk kriz 1929'da baş gösterdiğinden beri ülkemiz de hep krizlerin içerisinde olmuştur. Vatandaşımız, o yıllardan beri hep kemer sıkma politikası ile avutulmuş, bu gün ise vatandaşımız sıkacak kemer derdine düşmüştür. Siyasi, ekonomik ve de terör krizi yüzünden yıllardır Türkiye bir türlü gelişmiş ülkeler içerisinde kendisine yer bulamamıştır. Bunun nedenleri arasında, iç-dış güçlerin ülkemiz üzerinde oynadıkları kirli oyunlar en başta bilinen sebeplerden biri olarak gösterilebilir. Dünyada ise, küresel kriz bahanesiyle yine birileri maksatlı olarak, tüm ülkeleri Kapitalizmin de iflası anlamına gelen, mali krizin eşiğine getirmişlerdir. Bu kriz aynı zamanda Doların, Euro ile bir hesaplaşmasıdır. Üretim yerine tüketim toplumu haline getirilen insanlar, tasarruf yapmak yerine, çılgınca yaptıkları harcamalar sonucu dibe vurmuşlardır. İnsanları kurtarmak yerine şirketleri ve bankaları kurtarmak derdinde olan ülkeler, insanların yoksullaşmasına ve gelir dağılımında da adaletsizliğe yol açmışlardır. Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ise ayyuka çıkmıştır. Kapitalizmin sihirli büyüsüne kapılan devletler, zamanla bu sistemin iflas edebileceğini hiç hesap edememişlerdir. Liberal sistemin savunucuları bile hayretler içerisindedir. Bu sistemin, "zengini daha zengin, fakiri ise daha fakir yapan bir sistem" olduğunu, büyük balığın küçük balığı her zaman yuttuğunu ise sistem savunucuları bile inkar etmezler. Bugünler de Almanya'da en çok satan kitap; Karl Marks'ın Das Kapital kitabı. Bahsi geçen kitap, kitapçılarda şimdilerde yok satmaktadır. Temelde Kapitalizm ve Sosyalizm sisteminde; genelde insan aleyhine olan uygulamalar ağır basmaktadır. Buna rağmen insanlar; bu iki sisteme karşı yeni bir arayış içine girmişlerdir.
Kapitalizmin çöküşü diye de adlandırılan küresel krize maruz kalan ülkemiz açısından da konuya kısaca bir göz atalım: -Kazancımızdan daha çok para harcadık. Ayağımızı yorgana göre uzatmadık. -Her yeni çıkan teknolojiye saldırdık... Hiçbir şeyden geri kalmadık... Kendimiz yeni teknolojiler yaratmak için çalışmadık... Hazırcı bir toplum olmayı başardık. -Askeri ve Ekonomik açıdan çok önem arz eden Devlete ait şirketleri özelleştirme adı altında özel sektör ve yabancı şirketlere sattık. -Sermaye sahiplerine ayrıcalıklar tanıdık. Üretimi kıstık. Sosyal devlet anlayışından uzaklaştık. -Özelleştirilen banka ve şirketleri kurtarma uğruna halkın yoksullaşmasına göz yumduk. Finans kuruluşlarının uygulamaları ile vatandaşı soymasına ise seyirci kaldık. -Tarım sektöründeki sıkıntıları bir türlü aşamadık. -Telekom Arap'a, Petkim Ermeni'ye, Yapı kredinin %50 si İtalyalıya, Garantinin yarısı ABD'liye, Finansbank Yunanlıya, TGRT (FoX) ABD'liye vs... çalışıyor. Oysa ki, ATATÜRK'ÜN Cumhuriyeti kurduktan sonra ilk icraatı yabancıların eline geçmiş bulunan gelir kaynaklarını (Demiryolu) millileştirmek olmuştur. Atatürk'ün ilkelerinden olan DEVLETÇİLİK ilkesi; şu anda önemini yitirmek şöyle dursun, aksine sığınılması gereken bir liman olarak görülmektedir. Gerçek şudur ki; LALE devri sona ermiştir. İnsanları; şu anda gerçeği yansıtmayan boş rakamlar hiç ilgilendirmemektedir. Dolar l.7, Euro 2.3 seviyesine çıkmış, borsada hisse senetleri.. %50 değer kaybına uğramıştır. İşsizlik artmış, otomotiv, inşaat, tekstil sektörlerinde üretim kısılmış, Gıda krizi (buğday, pirinç, mercimek) kapıya dayanmış, bazı şirketler kapanmış, büyük şirketler-küçükleri satın almış, üretim yapamayan firmalar işçi çıkarmaya başlamışlar. Biz ise, halâ kriz var mı? Yok mu? Kriz geldi mi? gelmedi mi?.. tartışması yapıyoruz.
Valla, dostlarım; sizi bilmem fakat benim hamdolsun ki, KRİZİM GELDİ. GİTMEK ZORUNDAYIM. MÜSAADENİZLE...
İlçemizdeki ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerini sınavlara hazırlama amacına yönelik olarak planlanan SBS ve OKS kursları başladı.İlçemiz Kaymakamlığının desteği ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzce Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü bünyesinde açılan kurslardan ilçemizde eğitim öğretim gören 577 ilköğretim öğrencisi 87 ortaöğretim öğrencisi olmak üzere toplam 664 öğrenci yararlanacaktır.
Videolarımız: Dağıstanlı Hacı Beşir Efendi Türbesi
Bu yazıyı gönderen: Ahmet ÖZKAN
Çarşamba, 29 Ekim 2008
BEŞİR EFENDİ TÜRBESİ
Taşova’nın Yemişen Mahallesi İdris Torun Kabristanlığında bulunan türbe, betonarme bir yapıya sahip olup ev şeklinde düzenlenmiştir. İçinde büyük bir salon ve iki küçük odadan ibaret yapıda odalardan biri mescit olarak kullanılmaktadır. Beşir Efendi sandukasının yanında yer alan diğer sandukanın eşi Pembe Hatun’a ait olduğu ileri sürülür.